
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Talebe
Üyelik tarihi: 19 Şubat 2011
Mesajlar: 1.422
|
![]() Sadakatte zirve: Hz. Ebubekir O gökler genişliğinde bir bağla bağlanandır. Hakikate, hakikatin sözcüsüne bağlanmanın zirvesini ortaya koyandır. Samimi; sorumlu; sadık. Sıddık… Resulullah güneşse, Ebubekir ay. Işığını ondan alan ve yörüngeden bir an ayrılmayan… Samimiyetini aşkla, aşkını incelikle hayatına yayan peygamber dostu… Hz. Ebubekir İslam tarihinde çok önemli, kritik noktalarda bulunuşuyla ve kişisel hal ve özellikleriyle özel bir yere sahiptir. “Tertemiz bir hayat, samimiyet zirvesiyle nasıl ortaya konur?” diye sorulsa, en çarpıcı cevap Hz. Ebubekir’in hayatıyla izah edilebilir. O hep gerçek güneşi beklemişti O, arkadaşı Muhammed’ül Emin’le birlikte, çocukluktan itibaren kötülükten uzak durdu. Cahiliyenin, nefsi her yönüyle kuşattığı bir dönmede, erdemini muhafaza etti. Arzu putlarına, haksız menfaate prim vermeden, “hanif” bir anlayış ve eylem üzere yürüyüşünü sürdürdü. Sanki o, güçlü haberin gelişini bekliyordu. Anlamın güneş olup kainatı tekrar ve en güçlü haliyle kuşatacağını bekliyordu. ‘Zengin nasıl olmalı’nın cevabı O ilk Müslüman’lardan. Öyle ki, tüm varlığıyla. İmanın, şüpheye mahal vermeyen en kavi haliyle. Sadece aklını, kalbini değil; eylemini, servetini, canını hak yola yatırdı. Onun Müslüman olması çok şey ifade ediyordu. Bilgili bir insan, dürüst bir tüccar, saygın, düzgün bir dost olarak Mekke’de önemli bir etkiye sahipti. İslam’ı seçmesiyle birlikte, Hz. Peygamber’in kalkanı, dostu, sırdaşı oldu. Mekke cahiliyesinin zenginlik / para paradigmasını değiştirdi. Müslümanlığı seçtikleri için, ağır işkencelere maruz kalan köleleri satın alıp serbest bıraktı. Başta “enayi” muamelesi gören bu tutumu, nice zihni çaba sonrası anlaşılabildi. Onun bu tavrı o gününün (bugünün de) seküler zihin tarafından köprü üzerinden altınlarını suya atan adam tablosuyla resimlenebilirdi. Ancak, hangi resim ruhu anlatabilir. O “büyük bir tüccar”dı. Hesaplarını Mekke panayırıyla, dünya pazarıyla kurmuyordu. O sonsuzluk rakamlarıyla alış-verişini kurmuştu. Hâlâ, salih amel kürsüsünde duruyor ve ibret alması gereken Müslüman işadamlarına, ilham kaynağı oluyor… “Onun kadar olamayız ama, ona benzemek adına atılacak birkaç adım yoksulun yüzünü aydınlık yapacaktır” diyen insanlar varsa, köprü üzerinden ırmağa altın atan, o salih insanın ilhamı sözkonusudur. Onun adı es-Sıddık Hz. Ebubekir’in sadakati sözü aşmış, fiilde kendini göstermiş ve dışarıdan işaretlenmiştir… Miraç hadisesini alaya alan müşrikler, Ebubekir’i Hz. Peygamber’le görüşmeden bulurlar. Maksatları dalga geçmek, akıl dışı bu olayla Ebubekir’in önünü kesmek, onu yolundan döndürmek. Ama aldıkları cevapla oldukları yere çakılırlar: “O mu dedi bunu; o dediyse doğrudur” Çağlardan çağlara, mekandan mekana akan bu ifade, sadakatin izahını yapmada hep zirvede oldu. Sözün ötesinde, Hakikate bağlanmanın, bir Peygambere inanmanın boyutlarını anlatma açısından anıttır bu hâl… Bizim anıtımız da böyle olur… İkinin ikincisi Hz. Ebubekir Kur’an’da “mağara arkadaşı” olarak belirtilmiş, yol için seçilmiş örnek yoldaştır. Sahabenin duraksadığı, acabaların ortaya çıktığı anda, o hep Peygamber’in yanı başındadır. Her sefere çıkışta, malını cömertçe ortaya koyuşunu Hz. Peygamber, “Eve ne bıraktın?” sorusuyla şereflendirdi. O da “Allah ve Resulü’nü bıraktım” diye cevap verirdi. Hz. Peygamber Rabb’ine kavuştuğunda, büyük bir boşluk doğmuştu. Daha yeni Müslüman olmuş beldeler vardı. Kabilecilik, siyasi menfaatler hortlamıştı. Kısa bir sürede fethedilmiş geniş bir coğrafya vardı ve Peygamber artık yoktu! Böyle bir ortamın riski / yine onun omuzlarındaydı. Peygamber olmadığı halde, Peygamber’in bıraktığı toplumu yönetecekti. Yalancı peygamberler türemede gecikmedi. Zekatı vermeyen, fitne oluşturan kalkışmalar ortaya çıktı. Ridde savaşları başladı. Büyük bir metanetle, kararlılıkla ayaklanan fitnenin üstesinden geldi. Ümmeti en kritik noktada, çalkantılı dönemde düzlüğe çıkardı. Hepimize örnek bir Müslüman! Zenginlerin ondan alacağı örnekler çok. Yöneticilerin onu örnek alacakları, zengin bir miras var. “En hayırlınız olmadığım halde” diye başlayan halifelik konuşmasında, hayırlı işlerde destek, aksi olduğunda engel olunmasını istemesi; her dönem, her kademedeki yönetici için ders niteliğindedir. Sadıklar; Resül sevgisini, Allah (c.c) aşkını yol edinenler, her menzilde Hz. Ebubekir’i önlerinde bulacaklar. Hasılı, kim güzel bir Müslüman olmak isterse, en berrak ayna olarak ona bakması kafi. Dost, mümin, sırdaş, yoldaş, zor zamanda yaslanılacak dağ… Peygamber’den kalan boşluğu dolduran ilk Halife… Rahmet olsun ona… Sayısız özelliğiyle önderlik ediyor, isteyene, anlayana… Ahmet Mercan
__________________
Madem ben de bu vatanın bir evlâdıyım, bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır. ” (105)
emirdağ lahikası BEDİÜZZAMAN |
|
|
|
|
YAKAZA Kullanıcısına; Bu Mesajı için Teşekkür Eden Üyeler: |
Can_m€rcan (02 Temmuz 2011) |
|
|
#2 |
|
Dost
Üyelik tarihi: 19 Şubat 2011
Mesajlar: 79
|
guzel yaplasım ıcın tskler..
..
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ebubekir Sifil Hoca: Coca-Cola haramdır | YAKAZA | Sualleriniz & Cevapları | 8 | 25 Mart 2011 19:40 |