Nuruahlal'a Hoş geldiniz.. Dost Kapımızdan Sizde Girin İçeri... Allah'ım Gönlümüzde Olanı Hakkımızda Hayırlı Eyle, Hakkımızda Hayırlı Olanı Gönlümüze Razı Eyle Amin.. Nuruahlal'a Hoş geldiniz
Alt 30 Haziran 2011, 11:19   #1
Talebe
 
YAKAZA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19 Şubat 2011
Mesajlar: 1.422

Ettiği Teşekkürler: 307
982 Mesajı 2.150 Teşekkür Aldı
Thumbs up Hz ömer ve hanımı ümmü gulsum

İslam ahlakının bir güneş gibi parladığı dönemlerde yoksullara hastalara hatta doğum yapan ailelere devletin yardım yapmasının bir görev olduğu düşünülmüştür.
Halife Hz.Ömer geceleri şehri kontrole çıkar özellikle Medine’nin kenar mahallelerinde nelerin olup bittiğini incelemeye alırdı. Bir yatsı namazından sonra yine âdeti olduğu üzere kenar mahalleleri incelerken bir çadırın önünde yaktığı ateşin başında tek başına bekleyen bir adam gördü. Merakla yaklaşıp:

- Selamün aleyküm ey ALLAH’ın kulu dedi.

-Ve aleyküm’üs’selam! diyerek selamı alan adam acele ile ateşe bir iki odun daha atarak karanlıkta gelen bu ziyaretçiyi incelemeye aldı. Ziyaretçi ise gecenin bu saatinde bu adam tek başına burada ne yapıyor? diye zaten kendisini inceliyordu. Taraflar birbirlerini böyle tecessüsle tetkik ederken arkadaki çadırdan sevinç sesleri gelmeye başladı.

-Müjde müjde! Bir oğlan çocuğun dünyaya geldi müjde!.. diyordu gelen sesler.

Meğer yoksul adamın hanımı doğum yapıyormuş komşu kadınları çağırmış kendisi de bu yüzden çadırın önünde yaktığı ateşin aydınlığında sonucu bekliyormuş.

Durumu böylece öğrenen Halife oradan sessizce ayrılarak evinin yolunu tutar. Koşar adımlarla geldiği evinde hanımına ilk teklifi şu olur:

- Resulullah’ın aziz torunu Ümmü Gülsüm! Yoksul bir adamın yeni doğum yapan hanımına nelerin lazım olduğunu sen bilirsin onları sen tedarik et ben de bir çuval un hazırlayayım. Doğruca şehrin çıkışındaki bir çadırda doğum yapan yoksul bir anneye zamanında yardımımızı ulaştıralım üzerimize düşen görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşayalım.

Hz. Fatıma’nın kızı Halife’nin de hanımı olan Ümmü Gülsüm doğum yapılacak eve lazım olan acil ihtiyaçları hazırlar. (Hz. Fatıma’nın; Hasan Hüseyin Muhsin adında üç oğlu ile Ümmü Gülsum ve Zeyneb adında iki kızı oldu. Muhsin küçük yaşta vefat etti. Ümmü Gülsum Hz. Ömer ile evlendi.) Halife de bir çuval unu sırtlayarak birlikte gecenin karanlığında kenar mahalledeki yoksul adamın evinin yolunu tutarlar. Az sonra ateşin başında bekleyen adamın arkasındaki çadırın önüne gelirler. Ümmü Gülsüm elindeki malzemelerle çadıra girerken Halife de sırtındaki un çuvalını adamın yanına bırakarak oturup dinlenmeye başlar. Yoksul adam hangi hayır sahibinin gecenin bu saatinde kendisine böyle bir çuval unla yardıma geldiğini merak ederken çadırdan gelen yeni bir ses ziyaretçisinin kimliği hakkında ipucu verir. Gelen ses der ki:

-Ey müminlerin emiri! Getirdiğimiz malzemeler ihtiyacı tam karşıladı. Çocuk da anası da çok iyiler merak edecek bir şey yok!

Bu sesten sonra müminlerin emiri Halife Hz. Ömer’le karşı karşıya olduğunu anlayan adam heyecanlanarak hemen ayağa kalkmak isterse de Halife: Hiç ayağa kalkmaya gerek yoktur der ve ilave eder: “İslam’da yöneticinin görevi ihtiyaç sahiplerini tespit edip yardımına koşmaktır. Ben görevimi yapmaya çalıştım geç kalmışsam Rabb’im beni affetsin der ve ayrılırken de yoksul babaya devlet adına teklifte bulunmayı da ihmal etmez.”

-Yarın erkenden gel çocuk yardımını al masum yavruyu ve annesini bakımsız bırakma. Sözlerine şu cümleyi de ekler: Bu bizim ikramımız değil devletin yardımıdır!..

İmam-ı Şibli’nin (Sadr-ı İslam Hz.Ömer) de kaydettiği bu tarihî olaydan da anlıyoruz ki İslam’ın başında yoksullara hatta doğum yapan ailelere devletin yardım yapma görevi tespit edilmekle kalınmamış bu yardım fiilen yapılarak sonra gelenlere örnek verilmiştir. Anlaşılan bugün ulaşmaya çalıştığımız sosyal hedefe İslam daha başında iken varmış hatta yoksulluk yardımı tespit edildiği anda yapılmış çocuk yardımı da ertesi günü ödenmek suretiyle fiilen uygulamaya konulmuştur. Deve devrinden füze çağına İslam’ın verdiği muhteşem örneklerden biri de işte bu sosyal yardım örneği olsa gerektir...


ALINTI
__________________
Madem ben de bu vatanın bir evlâdıyım, bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır. ” (105)

emirdağ lahikası





BEDİÜZZAMAN
YAKAZA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
YAKAZA Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
Teşekkür Eden Üyeler:
GüLe SevdaLı (07 Temmuz 2011)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ömer Gümüştaş - Bir Allah KurbanAmca Ses Dosyaları / Fon-Enstrumantal 0 08 Mart 2011 18:23
Hz. Ömer (r.a) Nasihatleri سكوت Hikmetli Sözler 0 23 Ocak 2011 20:56
Hz. Ömer ve RasulALLAH(s.a.v)’in Dünya Hakkında Konuşması cihangir Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v) 0 04 Temmuz 2010 20:27
Hz Ömer muhammedmustafa İz Bırakanlar 0 29 Şubat 2008 21:20
Hz.Ömer eyvAllah... İz Bırakanlar 0 24 Şubat 2008 12:37


sinan525 saat..


vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” Hz. Muhammed (S.A.V)
NuruAhlal.com