
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: 10 Mayıs 2010
Mesajlar: 142
|
![]() Çantamda taşımaya çalışıyorum Ama zorlanıyorum Kolayca sığmıyor İnce kâğıda basılmışları da var ama sayfa sayısı yine fazla Bir de meali ve meale dair notları ekleyince, iyice kalınlaşıyor Kur'ân'dan söz ediyorum Toplam 30 cüz ve her biri 20’şer sayfa Kur'ân'ı okumuyoruz Okuyamıyoruz Kolay mı? Tam 600 sayfa Niye bu kadar kalın? Sanki Rabbimiz, “Alın size sayfalarca Kur’ân; okuyabilirseniz okuyun bakayım” diye meydan mı okumuş biz kullarına? Hafız olmak isteyenlere de haddini bildirmek mi istemiş? “Yıllarca ezber yap da göreyim seni? Yüzlerce tekrar yap da, adam ol!” Azıcık olsaydı Kur’ân’ın sayfaları, hemen hepimiz az bir gayretle hafız olabilirdik! Sayfalar sayfaları izlemeseydi, meselâ otobüs beklerken bir hatim indirebilirdik! Ne hoş olurdu! Celâlini göstermek için mi bunca kalın tuttu Rabbimiz Kur’ân’ı? Korkutup da hizaya getirmek için mi bunca cüz, bunca uzun sureler, ayetler? Hayır, hayır; eğer bizi vahiy karşısında ezmek olsaydı Rabbimizin dilediği, aksine, yarım sayfalık bir Kur’ân indirirdi Ve derdi ki bize “İşte sizden istediklerim; bunları yaptınız yaptınız, yapmadınız yandınız!” Bizi korkutmak isteseydi, yıldırmayı tercih etseydi , meselâ sadece Fatiha’yı indirip “Ben anlattıklarımı anlattım; size anlayacak akıl da verdim, göreyim sizi anlayın! Hadi bakayım, kendinizi beğendirin bana! Bir yolunu bulun, gözüme girin!” diye kestirebilirdi Ne gerek vardı ki Bakara’da uzun uzun konuşmalara? Niye anlatsındı ki kulu Mûsa’yı (as), Meryem’i, Yusuf’u (as), Yunus’u (as), Eyyûb’u (as) ve onca kıssaları hoş bir sohbet edasıyla? Mecbur muydu ki Rabbimiz, sanki biz O’na değil de O bize muhtaçmış gibi nezaketle, sabırla, her defasında yeni baştan hatırlatarak konuşmaya? Çok iyi biliriz ki şefkatli öğretmenler, dersi tekrar ederler, bir defada anlaşılmayacağını anlayışla karşılayarak, yine yeni baştan alırlar Dersi net olarak anlatsa da, kısa kesen, hiç tekrar etmeyen öğretmenlerde bir meydan okuma tavrı buluruz Anlamayız o dersi Korkarız öğretmeninden Bir anlatışta anlayamayabileceğimizi anlayışla karşılamayan öğretmenden tırsarız, uzak dururuz Dersi tekrarlayarak uzatan, örnekleri çoğaltarak bizimle daha uzun kalan öğretmenler daha şefkatlidir bize Hele de “Şimdi not almayı bırakın, şöyle bir arkanıza yaslanın, beni dinleyin!” demesi vardır öğretmenlerin ki, şeker gibi gelir o dakikalar Anlarız ki, öğretmenimiz bizim anlayabileceğimize inanıyor Anlarız ki, öğretmenimiz hemen anlamasak da yeniden anlatmaya hevesli Anlarız ki, not almadan bile anlayabileceğimiz bir dersimiz var Kur’ân’ın uzunluğu ve tekrarları, bir bakıma, “Hadi arkana yaslan benim güzel kulum, sana anlatacağım kıssalar var!” rahatlığını sunar bize Böylece kalınlaşır Kur’ân Sayfa üstüne sayfa eklenir Der ki adeta Rabbimiz bize: “Bakara’yı kaçırdıysan, Al-i İmran var! Maide’de uyuduysan, Rahman var! Dilersen, sana anlatacağımın hepsini bir satırda bile anlatırım: İhlas var!” Bu da olmadıysa, kulağına pınar suyu gibi akacak, kalbine bahar meltemi değdirecek Rahman var! ‘Rabbinin hangi nimetlerini edersiniz inkâr?’ diye diye hatırlattıklarım, bir bir saydıklarım var!” Yani ki Kur’ân’ın bunca kalınlığının sebebi, Rabb-i Rahimimizin tekrar etme şefkatindendir Anlayamayabileceğimizi anlayışla karşılama inceliğindendir Unutabileceğimizi de unutmama olgunluğundandır “Ey kulum, [az önceki surede] açıkça ve defalarca söyledim sana, anlamadın mı? Bak bir daha söylüyorum! Unuttuysan da, üzülme! Ben bıkmam, usanmam, umut kesmem senden Olsun, yine söylüyorum” “Sevgili kulum, kendine yazık ediyorsun, biricik ömrünü heba ediyorsun; işin ciddiyetini kavramamış gibisin Demiştim ya sana; ‘Şeytan sana apaçık düşmandır!’ İyi dinle, tekrar ediyorum!” “A benim güzel kulum; az önce hatırlattım sana, yine mi unuttun? Bir daha hatırlatıyorum Kulum ve elçim Mûsa’nın başından gelenleri anlattığımda yok muydun? Öyleyse, şimdi sana biraz da kulum İbrahim’den (as) bahsedeyim, kulaklarını iyi aç Hem böyle daha iyi anlayabilirsin Olmadı mı? Hadi gel, bir de İsâ’dan (as) söz açalım” “Bak yine yanıldın, şeytana yeniden kandın Hadi sil gözünün yaşını Yeni baştan başlayalım Hani demiştim ya sana, rahmetimden ümidini kesmeyeceksin diye Yine söylüyorum Sözümdeyim ben! Sen gel, yeter ki Gel!” Bunlar çok hafif geliyorsa, bir de Risale-i Nur Külliyatı’na bakalım: “Kur'ân, kitab-ı zikir, kitab-ı dua, kitab-ı dâvet olduğundan, içinde tekrar müstahsendir, belki elzemdir, belki eblâğdır Zira, zikrin şe'ni, tekrar ile tenvirdir Duanın şe'ni, terdad ile takrirdir Emir ve davetin şe'ni, tekrar ile te’kiddir” Ne şefkatli ki Rabbimiz, bize kalınca bir Kur’ân indirmiş! Bizimle uzun uzun konuşmaktan usanmamış, bıkmamış Her hatamızda, yeni baştan beyaz sayfalar açacak denli severmiş bizi Gözden çıkarmazmış “Ne haliniz varsa, görün!” demezmiş! Kalınmış Kur’ân, çok kalınmış! Diyorum ki, bundan böyle, Kur’ân’ı hiç olmazsa kitaplığımıza kalınlığını görecek şekilde koyalım Sırtı değil, sayfaları görünür olsun Kur’ân’ı okumasak da, Rabbimizin rahmetini sayfa sayfa sayalım Senai Demirci |
|
|
|
|
TeFeKKüR Kullanıcısına; Bu Mesajı için 3 üye Teşekkür etti: |
|
|
#2 |
|
Admin Yardımcısı
Üyelik tarihi: 17 Ekim 2010
Mesajlar: 1.742
|
kuranın insan üzerinde hakkı vardır
her bir cüz 4 hizbden oluşur ve bu hizbler 5er sayfadır kuranın en küçük bölümünü teşkil eden bu hizb bir insanın günlük okuma miktarını oluşturur ve insan günde en az 5 sahife okumakla mükelleftir hadisde vardır ki: kişi öldüğünde kefenlenirken kefen ile göğsü arasına bir şey girer ve bu kişi kabre konulduğunda gelen münker ve nekir e sualleri ile o kişiyi korkutmamalarını tembih eder en güzel bir surette o kişiye yardımcı olur diye anlatır alemlerin Efendisi sav sahabeler sorarlar o kimdir diye: anlatır alemlerin Efendisi sav: o kişinin; bazen yüksek sesle, bazen alçak sesle, bazen ise gizliden okuduğu Kur'an-ı Kerimdir der
__________________
Bugün "HÜKÜM" giydim yalnızlığa..
Acıların "HÜCRESİNE'' kapattılar beni.. Ve bir tek "SENSİZLİK'' geliyor ziyaretime... ![]() "körler ülkesinde, görüyor olmak suçtur" |
|
|
|
|
mahgum Kullanıcısına; Bu Mesajı için Teşekkür Eden Üyeler: |
GüLe SevdaLı (21 Şubat 2012) |
|
|
#3 |
|
Sükut gölgesinde giz ol.
Üyelik tarihi: 02 Ekim 2010
Mesajlar: 1.687
|
Kur'an-ı Kerim ne güzel bir şifadır anlayanlar için
__________________
Bakmayı bilmeyen göz görmeyi neylesin. Hissetmeyen yürek ruhu neylesin. Aklını sükut ettirmiş beyin düşünmeyi neylesin Yaradanını tanımayan kul insanlığını varsın terk etsin. Sükut .... Susmak ; Mânâ EksikLiğinden DeğiL, BeLki Mânâ'nın DerinLiğindendir ..! Hz. Mevlana |
|
|
|
|
سكوت Kullanıcısına; Bu Mesajı için Teşekkür Eden Üyeler: |
GüLe SevdaLı (21 Şubat 2012) |
|
|
#4 |
|
Admin Yardımcısı
Üyelik tarihi: 17 Ekim 2010
Mesajlar: 1.742
|
bu yazıyı görünce hemen bi hadisi şerif aklıma getirildi:
Efendimiz sav buyurmuşlar; üç şeyde şifa vardır biri Kur'an, biri bal diğerini tavsiye etmem o dağlamadır (yaranın üzerine kızgın demirle yakılması)
__________________
Bugün "HÜKÜM" giydim yalnızlığa..
Acıların "HÜCRESİNE'' kapattılar beni.. Ve bir tek "SENSİZLİK'' geliyor ziyaretime... ![]() "körler ülkesinde, görüyor olmak suçtur" |
|
|
|
|
mahgum Kullanıcısına; Bu Mesajı için Teşekkür Eden Üyeler: |
GüLe SevdaLı (21 Şubat 2012) |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kuran Kerim nasıl okunmalı? | zühre_nur | Çok Etkilendim | 1 | 12 Şubat 2011 21:15 |
| Hutbe-i Şamiye | Necmi | Hutbe-i Şâmiye | 0 | 17 Ocak 2011 08:57 |
| Kur'an-ı kerim okumak ve dinlemek | Necmi | Kur'ân-ı Kerîm | 0 | 20 Mayıs 2010 14:03 |
| KonuLarına Göre AyetLer (K ) | Necmi | Konulara Göre Âyetler | 0 | 13 Mayıs 2009 19:56 |
| KonuLarına Göre AyetLer ( Ö) | Necmi | Konulara Göre Âyetler | 0 | 13 Mayıs 2009 19:50 |