Nuruahlal'a Hoş geldiniz.. Dost Kapımızdan Sizde Girin İçeri... Allah'ım Gönlümüzde Olanı Hakkımızda Hayırlı Eyle, Hakkımızda Hayırlı Olanı Gönlümüze Razı Eyle Amin.. Nuruahlal'a Hoş geldiniz
Alt 09 Ekim 2010, 22:30   #1
Sükut gölgesinde giz ol.
 
سكوت - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Ekim 2010
Mesajlar: 1.687

Ettiği Teşekkürler: 899
1.087 Mesajı 2.121 Teşekkür Aldı
Standart Sahabe ismi...

Kur'an-ı Kerim de sadece bir sahabenin ismi zikrediliyor. Bu sahabenin ismi ile beraber hayatından kısaca bilgi verir misiniz?
__________________

Bakmayı bilmeyen göz görmeyi neylesin.
Hissetmeyen yürek ruhu neylesin.
Aklını sükut ettirmiş beyin düşünmeyi neylesin
Yaradanını tanımayan kul insanlığını varsın terk etsin.



Sükut

....

Susmak ; Mânâ EksikLiğinden DeğiL, BeLki Mânâ'nın DerinLiğindendir ..!

Hz. Mevlana
سكوت isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
سكوت Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
Necmi (09 Ekim 2010), nefise (10 Ekim 2010)
Alt 09 Ekim 2010, 22:34   #2
Admin
 
Necmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Şubat 2008
Bulunduğu yer: Bartın
Mesajlar: 3.558

Ettiği Teşekkürler: 2.584
2.138 Mesajı 4.156 Teşekkür Aldı
Standart

Hz. Zeyd(r.a)
Hz. Zeyd, Kuran'da ismi geçen tek sahabi midir? Neden?


Kuran'da bazı sahabilere işaret vardır, ancak ismi geçen sahabi Hz. Zeyd'dir: Zeyd, o kadından alakasını kesince biz onu sana zevce (eş) yaptık ki, mü'minlere evlatlıklarının kendilerinden alakalarını kestikleri (boşadıkları) zevcelerini almakta bir müşkülat olmasın. Allah'ın emri yerine gelecektir" (el-Ahzab, 38/37) ayetinde hem Hz. Zeyd'in ismi geçmekte hem de bunun hikmeti açıklanmaktadır.

Hz. Zeyd Peygamberimizin azadlı kölesidir ve islamı kabul eden ilk sahabilerdendir. Peygamberimiz onu evlatlığı olduğunu ilan etmişti ve toplumda herkes onu Peygamberimizin oğlu olarak görmekteydi. Ancak daha sonra gelenbu ayet ile bu yasaklanmış ve bundan sonra Zeyd kendi babasının ismiyle çağrılmıştır.

Böyle önemli bir konuda olayın yanlış anlaşılmaması ve Hz. Zeyd'in boşadığı Hz. Zeyneb'in Peygamber Efendimizle evelenmesinin bir sakıncasının bulunmadığının belirtilmesi için, ismin açıkça belli olması gerekliydi.Yoksa farklı yorumlara neden olabilirdi. İşte Hz. Zeyd'in boşadığı kadınla Peygamber Efendimizin evlenmesinin helal olduğıunun açıkça belli olması için Hz. Zeydi'in ismi de açıkça geçmiştir.

Ayrıca Hz. Zeyd, Rasulüllah (s.a.v.)in emri ile Süryani ve İbrani dillerini öğrendi. Hz. Peygamber (s.a.v.)in mektuplarını yazdı ve tercümanlığını yaptı.
alıntı
__________________
ALLAH'ım Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip eyle Amin
“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.” Şu'arâ 83
Necmi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Necmi Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
سكوت  (09 Ekim 2010), nefise (10 Ekim 2010)
Alt 09 Ekim 2010, 22:38   #3
Admin
 
Necmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Şubat 2008
Bulunduğu yer: Bartın
Mesajlar: 3.558

Ettiği Teşekkürler: 2.584
2.138 Mesajı 4.156 Teşekkür Aldı
Standart

Resulallah'ın Hz. Zeyneple evlenmesi nin hikmeti nedir?

Hz. Zeyneb, Peygamberlikten 20 yıl önce dünyaya gelmiş, Efendimizin hala kızı idi. İlk iman edenlerdendir. Asıl adı Berre idi. Resulullah (asm) onu Zeyneb olarak değiştirmiştir. Babası Beni Esed kabilesinden Burre, annesi Efendimizin halası Ümeyye bint-i Abdulmuttalib'tir. O, Mekke'den Medine'ye ilk hicret edenler arasında yer aldı. Medine'ye hicret ettiğinde evli değildi. Efendimiz onu evlâtlığı Zeyd b. Harise ile evlendirdi. Bilindiği gibi, Mekke dönemi daha ziyade iman esaslarının, Medine dönemi ise İslâmî hükümlerin tesis ve tahkim dönemidir. Bu dönemde cereyan eden olaylar, ya geçmişten gelen toplumda yer etmiş batıl bir hükmü kaldırıyor, yerine yenisini koyuyor, ya da yepyeni bir hüküm ihdas ediyordu.

Hz. Zeyneb'in gerek Efendimizden önce Hz. Zeyd'le evlendirilmesinde, gerekse daha sonra Efendimizin onunla evlenmesinde, diğer hanımlarından farklı, Cahiliyet Dönemi adet ve geleneklerini kaldıran hükümler ortaya çıkmıştır.

Peygamber Efendimizin evliliklerinde gerek o zamanın münafıkları, gerekse yeni zamanın dalalet ehli tarafından en çok dile dolanılıp itiraz edilen Hz. Zeyneb'le olan evliliğidir. Ayrıca çok önemli hükümlerin ortaya çıkmasına sebep olan bir evliliktir.

Bütün bu sebeblerle bu evliliğin nikâhı bir "akd-i semavi" dir. yani bizzat Cenab-ı Hak tarafından kıyılmıştır.

Cahiliyyet döneminde kölelik ve imtiyazlı sınıf kavramı en koyu biçimde yer etmişti. Bunun ortadan kaldırılması ve insanların Allah katındaki üstünlüğünün sınıf, rütbe, ırk farklılığıyla değil, takva ile olacağı vurgulanmalıydı. Bunun için en hassas konulardan biri olan evlilik ile bu yanlışın kaldırılması gerekliydi.

Efendimiz Zeyneb gibi asil soylu ve güzel bir kızı, kendi azad ettiği hizmetçisi Zeyd ile evlendirmekle bu alanda bir adım atmak istemişti Ancak toplumdaki yaygın kanaatlerin etkisiyle olacak ki, Zeyneb ve kardeşleri önce bu evliliği uygun görmediler. Hür bir kadının, azatlı bir köle ile evlenmesi o günkü geleneğe uymuyordu.

Zeyneb, Resulullah'a, "Ya Resulallah, ben senin halanın kızıyım, ona varmaya razı değilim, üstelik ben Kureyş'liyim." diye görüşünü beyan etti. Resulullah, Zeyd'in kendi yanındaki ve İslâmdaki değerini anlatıp, aslında ana baba tarafından asil ve soylu bir kimse olduğunu belirti. Derken, Ahzab suresinin 36. ayeti nazil oldu:

"Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur."

Bunun üzerine Zeyneb, "Ben Allah ve Resulüne asi olamam" diyerek bu evliliği kabul etti.

Fakat bu evlilik iyi yürümedi. Aralarında samimî bir sevgi ve saygı oluşmadı.

Hz. Zeyd, artan bu geçimsizliğe dayanamadı. Efendimize müracaat ederek karısını boşamak istediğini söyledi. Efendimiz çok müteessir oldu. Çünkü bu evliliği isteyen bizzat kendisi idi. Toplumun yanlış algılamalarını kırmak istiyordu. Bu sebebten her defasında Zeyd'e "Karını tut, boşama" diyordu. Ancak her şeye rağmen bu evlilik bir seneden fazla sürmedi. Zeyd, sonunda karısını boşamak zorunda kaldı.

Aradan bir süre geçtikten sonra, sıra Cahiliyette yaygın bir başka yanlış adetin kaldırılmasına gelmişti. Bu da evlâtlıkların, öz evlât gibi kabul edilmesi, dolayısıyla onların hanımları da babalıkların öz kızı hükmünde telâkki edilmesi yanlışı idi.

İslâm, evlâtlık kurumunu temelden değiştirmişti. Ayet-i Kerime bu konuda gayet açıktı:

“Onları, yani evlâtlıklarınızı babalarının ismine nisbet ederek çağırın. Bu Allah katında daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır.” (Ahzab suresi, 5)

Bu ayet nazil olduktan sonra Zeyd, artık Zeyd bin Harise diye babasına nisbet edilerek çağrılmaya başlandı. Evlâtlığın kaldırılmasından sonra, evlâtlık hanımlarının da öz kız gibi olmadığı ortaya çıkmış oldu. Ancak bunun bir örnekle de ispatlanması ve kökleştirilmesi gerekiyordu. Bu da Hz. Peygamberin, Hz. Zeyneb'Ie evlenmesi ile mümkün olacaktı. Ancak yerleşik bir adeti ortadan kaldırırken ortaya çıkacak fitne ve dedikodular Efendimizi düşündürüyordu. Ama İslâmın getirdiği bu prensip, kesinlikle kendi üzerinde uygulanacaktı. Bundan kaçınılamazdı. Nitekim bu hususu Kur'an-ı Kerim şöyle dile getirir:

"Hani Allah'ın iman nasip ederek ikramda bulunduğu ve senin de azad edip evlâtlık edinerek ikramda bulunduğun kimseye sen, 'hanımını bırakma, Allah'tan kork' diyordun. Allahın açıklayacağı şeyi kendi nefsinde gizliyor ve insanların dedikodusundan korkuyordun. Halbuki, Allah korkulmaya daha layıktır. Sonra Zeyd o hanımla alâkasını kesince Biz onu sana nikahladık. Ta ki evlâtlıkların boşadığı hanımlarla evlenmenin mü'minler için günah olmadığı anlaşılsın. Allah'ın emri işte böylece yerine getirilmiştir." (Ahzab suresi,37)

Bu ayetin nazil olmasından sonra, Hicretin 5. yılında, Zeyneb, 35 yaşında iken Efendimizle semavi bir akitle evlenmiştir. Nitekim bu evlilik üzerine münafıklar boş durmadı. "Muhammed, oğlunun karısının haram olduğunu bildiği halde, kendi oğlunun hanımını nikahladı!" demeğe başladılar. Bunun üzerine Ahzab suresinin 40. ayeti nazil oldu:

"Muhammed, hiçbirinizin babası değildir, O Allah'ın Resulüdür ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise her şeyi hakkıyle bilir."

Peygamberler ümmetleri için bir nevi baba hükmünde olup, onlara kendi babalarından daha büyük bir şefkatle baktıkları halde, bu neseb itibariyle bir babalık değildir. İşte ayet-i kerime bu sebeble Peygamberlerin ümmetlerinden hanım almasının akla, ilme ve tabiata uygun düşmeyen bir durum olmadığını açığa çıkarıyordu. Böylece İslâm, evlâtlıkla öz evlâd hukukunu birbirinden ayırıyordu. Ancak bu adet o kadar köklü ve yerleşik idi ki, o gün müslümanlar arasında bile kimse böyle bir evliliğe cesaret edemezdi. Bu yüzden o günkü münafıklar bu evliliği dillerine dolamış, çeşitli senaryolar üretmişlerdir. Hatta bu evliliği Efendimizin haşa nefsaniyetine düşkünlüğüne delil göstermek istemişlerdir.

Bu evliliği nefsanî ve şehevanî telâkki edenlere Üstad Bediüzzaman'ın veciz ve susturucu cevabı şöyledir:

"Yüz bin defa haşa ve kella. O damen-i muallaya, şöyle pest şübehatın eli yetişmez. Evet, on beş yaşından kırk beş yaşına kadar hararet-i gariziyenin galeyanı hengamında ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemal-i iffet ve tamam-ı ismetle Hatice't-ül Kübra (ra) gibi ihtiyarca bir tek kadınla iktifa ve kanaat eden bir zatın, kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu hengamında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivaç ve tezevvücatı, bizzarure ve bilbedahe, nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenit olduğunu zerre kadar insafı olana ispat eder bir hüccettir."

Hz. Zeyneb'i daha önce bakire iken de tanıyan Efendimiz, onu Zeyd'le evlendirmeden önce de alabilirdi. Demek ki, bu evlilikte toplumda yaygın eski yanlışların düzeltilmesi ve yeni bir takım hükümlerin yerleştirilmesi gibi önemli hikmetler vardır.

İhsan Atasoy, Peygamberimiz Neden Çok Evlendi?, ss. 133- 137.
__________________
ALLAH'ım Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip eyle Amin
“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.” Şu'arâ 83
Necmi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Necmi Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
سكوت  (09 Ekim 2010), nefise (02 Nisan 2011)
Alt 09 Ekim 2010, 22:41   #4
Talebe
 
معلم - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Haziran 2010
Mesajlar: 913

Ettiği Teşekkürler: 718
675 Mesajı 1.331 Teşekkür Aldı
Standart

Peygamber efendimiz (sav) Kur'an'ı açıkladığı ilk yıllarda müşrikler tarafından tahammül edilemeyecek hakaretlere maruz bırakılıyordu.Hor görülüyor,Taifde olduğu zamanlar taşa tutuluyordu.
Etrafında pervane olan genç sahabeler Hz Muhammed 'e (sav ) değil bir taşın dokunmasına, yakıcı bir güneş ışığına ,veya sıcak bir rüzgarın değmesine tahammül edemiyorlardı.
Bunlardan biride o zamanlar 22 yaşında olan Hz.Zeyd (ra ) idi.O zatı efendimiz ( sav ) efendimizi muhafaza eden melaike ordusunu bile kıskanıyordu.Onun etrafında oluşturulan koruyucu etten duvarın en önünde yer alıyordu.
Hz Zeyd (ra) bu konuda o kadar çırpınıyorduki adeta efendimiz (sav ) aldığı soluğu bile seçmek, ve onu okşamak arzusundaydı.
Bu yüce sahabe güneşin ortalığı adeta kavurduğu bir günde Gazve ye hazırlanan Peygamberimizin alnında parıldayan ter damlacıklarını gördüğü her bir damla Hz Zeyd (ra) in kalbine bir hançer gibi saplanmıştı.dayanamadı başını yukarı öfkeyle kaldırarak ,ve hiç kımıldamayarak ona bakmaya başladı.
Peygamber efendimiz ( sav ) bir şeyler olduğunu hissetmişti. Hemen Zeyd'e döndü ve kolunu tutarak
-''Zeyd ne yapıyorsun,güneşi söndüreceksin.''
Zeyd (ra ) bakışlarını yere çevirdi.ve Allahın izniyle güneş ona muhatab oldu.Güneş :
-ya Zeyd diyordu ben Allahın elçisi ( sav ) incitmek istermiyim hiç, sadece ona yakın olmayı arzu etmiş idim.
İman ve sevgi Mekke sokaklarından bütün alemlere yansıdı ve onu sevenlerin gönlüne ulaştı.
Hz.Zeyd'den bütün gençlere mesajdı bu ''ONU BENİM GİBİ SEVMELİSİNİZ ''
diyordu. ALLAH ondan razı olsun.
Deki ''Eğer ALLAHI seviyorsanız ona uyunki,ALLAH'da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Şüphesiz ALLAH bağışlayıcı ve merhamet sahibi olandır. ( A li İmran .ayet 31 )
__________________
İşlerin Allahu Teala'nın takdiriyle olduğuna inandığı halde, istekleri olmayınca üzülene hayret ederim. Hz.Osman(r.a)




Ey nefsim dinle, üstad bak neder:Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevi-i Nuriye s 111)
معلم isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
معلم Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
سكوت  (09 Ekim 2010), nefise (10 Ekim 2010)
Alt 09 Ekim 2010, 23:02   #5
Sükut gölgesinde giz ol.
 
سكوت - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Ekim 2010
Mesajlar: 1.687

Ettiği Teşekkürler: 899
1.087 Mesajı 2.121 Teşekkür Aldı
Standart

açıklayıcı bilgileriniz için.
Teşekkür ediyor ve afiyet şifa olsun diyoruz
__________________

Bakmayı bilmeyen göz görmeyi neylesin.
Hissetmeyen yürek ruhu neylesin.
Aklını sükut ettirmiş beyin düşünmeyi neylesin
Yaradanını tanımayan kul insanlığını varsın terk etsin.



Sükut

....

Susmak ; Mânâ EksikLiğinden DeğiL, BeLki Mânâ'nın DerinLiğindendir ..!

Hz. Mevlana
سكوت isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09 Ekim 2010, 23:14   #6
Admin
 
Necmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Şubat 2008
Bulunduğu yer: Bartın
Mesajlar: 3.558

Ettiği Teşekkürler: 2.584
2.138 Mesajı 4.156 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Sükut Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
açıklayıcı bilgileriniz için.
Teşekkür ediyor ve afiyet şifa olsun diyoruz
Ecmain olsun kardeşim
Bende size ve tüm kardeşlere zemzem ikram edeyim.

__________________
ALLAH'ım Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip eyle Amin
“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.” Şu'arâ 83
Necmi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Ekim 2010, 14:21   #7
Talebe
 
معلم - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Haziran 2010
Mesajlar: 913

Ettiği Teşekkürler: 718
675 Mesajı 1.331 Teşekkür Aldı
Standart

Kardeş bu sualin benzeri sorulmuştu
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
İşlerin Allahu Teala'nın takdiriyle olduğuna inandığı halde, istekleri olmayınca üzülene hayret ederim. Hz.Osman(r.a)




Ey nefsim dinle, üstad bak neder:Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevi-i Nuriye s 111)
معلم isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Ekim 2010, 13:19   #8
Sükut gölgesinde giz ol.
 
سكوت - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Ekim 2010
Mesajlar: 1.687

Ettiği Teşekkürler: 899
1.087 Mesajı 2.121 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Necmi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ecmain olsun kardeşim
Bende size ve tüm kardeşlere zemzem ikram edeyim.

Çok teşekkür ederiz.
Allah size zemzemin kaynağından içmeyi nasip etsin inşaAllah.
....

Alıntı:
Muallim Dün 14:21

Kardeş bu sualin benzeri sorulmuştu
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Tevafuk olmuş arama yapmadım soruyu sorarken.
İnşaAllah bir daha dikkatli oluruz.
__________________

Bakmayı bilmeyen göz görmeyi neylesin.
Hissetmeyen yürek ruhu neylesin.
Aklını sükut ettirmiş beyin düşünmeyi neylesin
Yaradanını tanımayan kul insanlığını varsın terk etsin.



Sükut

....

Susmak ; Mânâ EksikLiğinden DeğiL, BeLki Mânâ'nın DerinLiğindendir ..!

Hz. Mevlana
سكوت isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Ekim 2010, 13:46   #9
Talebe
 
معلم - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Haziran 2010
Mesajlar: 913

Ettiği Teşekkürler: 718
675 Mesajı 1.331 Teşekkür Aldı
Standart

__________________
İşlerin Allahu Teala'nın takdiriyle olduğuna inandığı halde, istekleri olmayınca üzülene hayret ederim. Hz.Osman(r.a)




Ey nefsim dinle, üstad bak neder:Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevi-i Nuriye s 111)
معلم isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İSMİ Sübhan canem Beğendiğiniz Ezgi Ve İlahiler 2 08 Ocak 2011 23:49
İçerisinde Allah ismi yazılı bulunan kâğıtlarla tuvalete girmenin hükmü nedir.. GüLe SevdaLı Bilenle Bilmeyen Hiç Bir Olurmu 0 11 Eylül 2010 12:09
Risalenurda sadece bir yerde ismi geçen mübarek bir peygamberimiz. Tuğba Risale-i Nur Külliyatı 2 10 Haziran 2010 23:05
Forumumuzun İsmi eyvAllah... Talep Ve İstekleriniz 9 24 Eylül 2008 09:26
ALLAH'ın 99 Güzel İsmi Necmi Dini bilgiler 0 08 Mart 2008 23:50


sinan525 saat..


vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” Hz. Muhammed (S.A.V)
NuruAhlal.com