Nuruahlal'a Hoş geldiniz.. Dost Kapımızdan Sizde Girin İçeri... Allah'ım Gönlümüzde Olanı Hakkımızda Hayırlı Eyle, Hakkımızda Hayırlı Olanı Gönlümüze Razı Eyle Amin.. Nuruahlal'a Hoş geldiniz

Go Back   NURUAHLAL > Huzur Köşesi > İlmihal
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

İlmihal Namaz, Zekat, Kurban, Oruç, Hac, Teyemmüm, Abdest, Gusül, vb. Mevzular. Lütfen İktibaslarınızda KAYNAK belirtiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Mayıs 2009, 21:20   #1
Peygamber Ocağında
 
GüLe SevdaLı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Şubat 2008
Mesajlar: 5.038

Ettiği Teşekkürler: 4.675
2.479 Mesajı 4.404 Teşekkür Aldı
Standart Oruç

- O R U Ç K İ T A B I -

بسم الله الرحمن الرحيم


ان الحمد لله
نحمده ونستعينه ونستفغره ونعوذ بالله من شرور انفسنا ومن سيئات اعمالنا
من يهده الله فلا مضل له ومن يضلل فلا هادي له
واشهد ان لا اله الا الله وحده لا شريك له واشهد ان محمدا عبده ورسوله
أما بعد: فإن أصدف الحديث كتاب الله تعالى ، وأحسن الهدي هدي محمد صلى الله عليه وآله وسلم
وشر الأمور محدثاتهما، وكل محدثة بدعة، وكل بدعة ضلالة، وكل ضلالة في النار
اللهم صل على محمد وعلى آل محمد كما صليت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم في العالمين إنك حميد مجيد
وبارك على محمد وعلى آل محمد كما باركت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم في العالمين إنك حميد مجيد.

Faziletleri:
Allâh’ın kitabında, O’na yakınlaşmak için oruç tutmaya teşvik eden ve faziletlerini beyan eden, muhkem ve açıklayıcı ayetler gelmiştir. Örneğin bir ayette: (Oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allâh’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar varya; işte Allâh, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır) [Ahzâb: 35]

Yine Allâh şöyle buyurur: (Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır ) [Bakara: 184]
Allâh Resûlü (s.a.s.) bir hadisinde, orucun şehvetlere karşı bir kalkan olduğunu açıklamıştır: (Ey gençler ! kimin evlenmeye gücü[1481] yeterse evlensin; çünkü evlilik gözü sakındırır ve ferci korur. Kimin de gücü yetmez ise, oruç tutması gerekir, çünkü onun için bir kalkandır. )[1482]

Müslüman kardeşim, bu hadisten orucun şehvetlere engel olduğu ve hiddetini kestiği anlaşılmaktadır. Şehvetler ise, ateşe götürür; oruçta, ateşle oruç tutanın arasına girmekle engel olur.

Dolayısıyla oruçun ateşe karşı bir kalkan olduğu, kulun onun ile ateşten korunduğunu açıklayan hadisler gelmiştir. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Hangi kul Allâh yolunda bir gün oruç tutarsa; Allâh bu oruçla onun yüzünü ateşten yetmiş sene uzaklaştırır. )[1483]

Başka bir hadiste: (Oruç kalkandır, kul onunla ateşten korunur)[1484]
(Ebu Umâme (r.a)’dan, « Ey Allâh’ın Resûlü! Cennete gireceğim bir ameli bana göster » der. Allâh Resûlü (s.a.s.) de şöyle buyurur: «Oruç tutman gerekir, onun gibisi yoktur »)[1485]


RAMAZAN AYININ ÜSTÜNLÜĞÜ


Ramazan, hayır ve bereket ayıdır. Allâh bu ayı bir çok faziletlerle donatmıştır. Bunlardan birisi; Allâh (Azze ve Celle) bu ayda Kur’ân’ı, insanlar için hidâyet ve müminler için şifâ maksadıyla indirmesidir.

Bu konuda Allâh şöyle buyurur: (Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun) [Bakara: 185]
Ramazan ayında öyle bir gece vardır ki, bu gece, Allâh (Azze ve Celle)’nin katında bin aydan daha hayırlıdır. Bu, kadir gecesidir. Allâh Teâla bu meyanda şöyle buyurur (Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.) [Kadir suresi: 1-5]
Bu ayda şeytanlar zincirlenir, cehennem kapıları kapanır ve cennetin kapıları açılır. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Ramazan geldiğinde; Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir.)[1486]

Ramazan Ayının Tesbiti

Ramazan ayı adil bir kimse tarafından hilalin görülmesi veya şaban ayının günlerinin otuzu tamamlaması ile tesbit edilir.

İbni Ömer r.a.’dan; “İnsanlar hilali gözetliyordu. Hilali gördüğümü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber verdim ve insanlara oruç tutmalarını emretti.”[1487] Ebu Hureyre r.a.’den; “(Ramazan Hilalinin) görülmesiyle[1488] orucu tutun ve (Şevval hilalinin) görülmesiyle[1489] bayram edin. Eğer hava kapalı olup (hilali göremezseniz) Şaban ayını otuza tamamlayın.”

Hüseyin İbnu'l-Haris el-Cedeli, Haris İbnu Hatib (radıyallahu anh)'den anlatıyor: "Haris dedi ki: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) hiIali görünce oruç tutmamızı emretti, eğer biz göremez de iki âdil şâhid gördükleri hususunda şehâdet ederlerse, onların şehâdetlerine uyarak tutacaktık.''[1490]

Müslim ve Nesai'de gelen bir rivayette: "Biz ümmi bir milletiz, ne yazı ne de hesap biliriz. Ay, şöyle şöyledir" dedi. Yani bir defasında yirmidokuz, bir defasında otuz gösterdi" denmiştir."[1491]
Ebu Umayr İbnu Enes, Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashabından olan amcalarından naklettiğine göre, bir grup kimse Rasulullah (aleyhissalâtu vesselam)'a binekleriyle gelip: "Dün hilâli gördük'' diye şehâdette bulundular. Bunun üzerine, Efendimiz onlara oruçlarını açmalarını, sabah olunca da musallaya (bayram namazına) gelmelerini emretti."[1492]
Kişi tek başına hilali görürse yalnız hareket etmez: Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "(Muteber) oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.''[1493]

Bir beldede hilalin görülmesi diğer beldeler için de geçerlidir.


NİYET

Niyetin yeri kalbtir, dil ile bunun söylenmesi bid’attır, velevki insanlar bunu güzel görseler dahi bu böyledir.

Ramazanın girişi, gözle görüldüğü veya şehâdet ile yâhut iddetin[1494] tamamlanmasıyla sâbit olmuş ise, mükellef olan her müslümanın orucuna geceden niyet etmesi farzdır. Hadiste: ( Kim geceden oruca niyet etmezse, onun oruçu yoktur )[1495]
Ramazan ayına idrak ettiğini bilmeden yer ve içerse sonra da bunu bilirse, kendini yemek ve içmekten tutarak orucunu tamamlar, bu onun için yeterlidir.

Niyetin geceden yapılması farz olan oruca hastır. Çünkü Allâh Resûlü (s.a.s.), Aişe (r.a)’ya, ramazan olmaksızın gelir ve şöyle derdi: “Yanınızda kahvaltı var mı? Yoksa ben oruçluyum”.[1496]

ORUCUN VAKTİ

Sehl b. Saad (r.a.) şöyle der: (Beyaz ipliği, siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için )[1497], âyeti indiğinde, kişi oruç tutmak isterse ,bacağına beyaz ve siyah iplik bağlardı her ikisinin görülmesi açığa çıkıncaya kadar, yeme içmeye devam ederdi. Bunun üzerine Allâh, daha sonra (من الفجر) (fecre kadar) ayetini indirir. Böylece bunun, gece ve gündüz manasına geldiğini bildiler.)[1498]

Fecr iki tanedir:

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Fecr iki tanedir: İlki; yemeği yasaklamaz, namazı helâl kılmaz.[1499] İkincisi; yemeği yasaklar, namazı helâl kılar.[1500])[1501]

Başka bir hadiste: (Yiyin, için, yüksek ışık uzun fecr sizi huzursuz etmesin, (sahûrdan geri durmayın), kızıllık size gözükünceye kadar yiyin ve için.)[1502]
Diğer bir hadiste: (Peygamber (s.a.s.) parmaklarını topladıktan sonra onları yere doğru dikerek) «fecr, şöyle zâhir olan aydınlık değildir. (Şahâdet parmağını orta parmağı üzerine koyup iki elini uzatarak ) lâkin şöyle görünen aydınlık fecirdir» buyurmuştur.) [1503] Sonra da orucu geceye tamamlar:

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Gece bu taraftan gelir, gündüz de bu taraftan gelip güneş batarsa; oruçlu iftar etmiş olur )[1504]

Bu durum güneş dairesinin hemen batması akabinde gerçekleşir. Velevki ışığı belirgin olsa bile. Allâh Resûlü (s.a.s.)’in durumu oruçlu olduğunda böyleydi; Bir kişiye emreder, o da yüksek bir yere çıkar, güneş battı dediğinde; İftar ederdi.[1505]

SAHÛR

Allâh Teâla şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Oruç, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz ) [Bakara, 183]
Oruç, vakit ve hüküm olarak Ehli Kitâb’a farz olunduğu şekildeydi. Yemezler ve içmezler, uykudan sonra ilişkide bulunmazlardı ( Yâni birisi uyuduğunda bir sonraki geceye kadar yemek yemezdi ). Bu, müslümanlara da aynı şekilde farz kılındı. Bunun hükmü kalkınca, Allâh Resûlü (s.a.s.) Ehli Kitâb’ın orucu ile bizim orucumuzun arasını sahûr ile ayırdetmeyi emretti.

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Kitab Ehli’nin orucu ile bizim orucumuzun arasındaki fark, sahûr yemeğidir.)[1506] Sahûr berekettir, çünkü sahûr sünnete uymadır, oruç tutana güç verir ve sahûrda Kitab Ehli’ne muhâlefet söz konusudur.

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Sahûr yemeği yiyin; çünkü gerçekten sahûrda bereket vardır.)[1507]
Sahûrun en büyük bereketlerinden birisi de, Allâh Teâla ve Melekleri sahûr yemeği yiyenlere salât getirmeleridir.

Hadiste:(Sahûr yemeği berekettir, velev ki biriniz, sudan içeceği bir yudum olsa bile sahûru sakın terketmeyin.[1508] Gerçekten Allâh ve Melekleri sahûr yemeği yiyenlere salat getirirler.)[1509]

İFTÂR

Allâh Resûlü(s.a.s.) şöyle buyurur: (İnsanlar iftâr etmekte acele ettikleri müddetçe, din üstün olmakta devam eder. Çünkü Yahudi ve Hristiyanlar geciktirirler.)[1510]
Diğer bir hadiste: (İnsanlar iftârı acele yaptıkları müddetçe hayırdadırlar)[1511]
el-Hâfız İbn Hacer, Feth’ul-Bâri (4/199) adlı kitabında şöyle der: « Bu zamanda ihdas olunan kötü bid’atlardan bir tanesi de; fecirden yirmi dakika önce ikinci ezanın okunmasıdır. Bunu ihdâs eden ibâdette ihtiyat inancıyla yapmaktadır. Bu durum onları güneşin batımından bir müddet sonra ezan okumaya başlamalarına götürmüş. Zanlarına göre vaktin girdiğinden emin olmaktı. Böylece iftârı geciktirip, sahûru da erkene aldılar. Sünnete muhalefet ettiler, dolayısıyla onlardan hayır azaldı ve aralarında kötülük çoğaldı, Allâh yardım edendir.»
İnsanların hayırda olması, Peygamberlerinin menhecini takib edip, onun sünnetini korumalarındandır. Çünkü İslâm üstün ve gâlib gelici olarak kalacaktır. Dolayısıyla muhâlefet edenin İslâma bir zararı olamaz. Böylelikle İslâm ümmeti örnek alınacak iyi bir model olacaktır. Artık İslâm ümmeti hiç bir zaman doğu ve batının kuyruğu olup, her ötenin gölgesi olmayacak ve rüzgarla birlikte aynı yöne meyletmeyecektir.

İftâr akşam namazından öncedir, ama kişi ne ile iftar edecektir?

Enes (r.a) dan şöyle der: (Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kılmadan önce rutab hurmalarıyla iftar ederdi. Rutab olmadığında hurma ile, hurma da olmadığında yudumlayarak su içerdi.)[1512]
Kişi iftâr esnasında ne der:

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Gerçekten oruç tutanın iftarı esnasındaki duası reddedilmez.)[1513]
Allâh Resûlü (s.a.s.)den naklolunan dua da: (Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, Allah’ın izniyle de ecir sabit oldu (kazanıldı)[1514]
Oruç tutmanın yasaklandığı günler;

1- Bayram günleri

Ebu Sa'id (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki günde oruç câiz olmaz: Fıtır günü (Ramazan bayramının birinci günü) ve Nahr günü."[1515]


2- Teşrik günleri


Nübeyşe el-Hüzeli (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Teşrik günleri, yeme-içme ve Allah'ı zikretme günleridir."[1516]

3- Tek Cuma günü

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden hiç kimse, cum'agünü oruç tutmasın. Ancak bir gün önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde cum'a günü de oruç tutabilir." Müslim'in bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Cum'a gecesini, diğer geceler arasında gece namazına tahsis etmeyin, cum'a gününü de diğer günler arasında oruç günü olarak tayin etmeyin, ancak birinizin tutmakta olduğu oruç arasına denk gelirse o hariç."[1517]

4- Farz olan hariç cumartesi günleri

Abdullah İbnu Büsr es-Sülemi, kızkardeşi es-Sammâ (radıyallahu anh)'dan naklediyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Cumartesi günü oruç tutmayın, ancak Allah'ın size farzettiği şeyde o gün oruç tutarsınız. Biriniz yiyecek nev'inden bir şey bulamaz da sadece üzüm (asması) kabuğu veya bir ağaç çöpü bulacak olsa onu ağzında çiğnesin (ve yine de cumartesi günü oruçlu olmasın).''[1518]

5- Şekk gününde:

Sıla İbnu Züfer anlatıyor: "Biz, Şabandan mı, Ramazandan mı olduğu şüphe edilen günde Ammâr (radıyallahu anh)'ın yanında idik. Bize kızartılmış bir koyun getirildi. Cemaatten biri: "Ben oruçluyum'' diyerek geri çekildi. Ammâr: "Kim bugün oruç tutarsa, muhakkak olarak Ebu'I Kâsım aleyhissalâtu vesselâm'a isyan etmiştir" dedi"[1519]
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden kimse, ramazanı bir veya iki gün önceden oruç tutarak karşılamasın. Eğer bir kimse, önceden oruç tutmakta idiyse, orucunu tutsun.''[1520]

6- Dehr orucu

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Kim ebed orucu tutarsa, ne oruç tutmuş, ne iftar etmiştir.''[1521]

7- Kadın kocasından izinsiz nafile oruç tutamaz;

Ebu Hureyre r.a.’den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; Kadın kocasının yanında ancak onun izniyle (nafile) oruç tutabilir.”[1522]

8- Şaban ayının ikinci yarısı:

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şaban ayı yarılandı mı artık oruç tutmayın."[1523]

Nafile Oruçlar:

1- Pazartesi ve Perşembe günleri:

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Ameller Allah Teala hazretlerine pazartesi ve perşembe günleri arzedilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arzedilmesini severim."[1524]

2- Gün aşrırı oruç; [1525]

3- Her aydan üç gün;

Muâzetu'l Adeviyye anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'den sorduın: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) her ay üç gün oruç tutar mıydı?''

"Evet!'' diye cevap verdi. Ben tekrar:

"Ayın hangi günlerinde tutardı?'' dedim.

"Hangi günde oruç tuttuğuna ehemmiyet vermezdi'' diye cevap verdi.''[1526]


4- Şaban ayının çoğunu oruçlu geçirmek:

Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm (bazan) oruca öyle devam ederdi ki, "(Bu ay) hiç yemiyecek'' derdik. Bazan da öyle devamlı yerdi ki, "(Bu ay) hiç tutmayacak'' derdik. Ben, onun ramazan dışında bir ayı tam olarak tuttuğunu görmedim. Herhangi bir ayda, şâban ayında tuttuğundan daha fazla tuttuğunu da görmedim."[1527]
Usâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü dedim, Şâban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?)'' diye sordum. Şu cevabı verdi:

"Bu, Receb'le Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Halbuki O, amellerin Rabbülâlemin'e yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amelimin yükseltilmesini istiyorum." [1528]


5- Şevval’den altı gün oruç:

Eyub (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yıl orucu tutmuş olur."[1529]

6- Zilhicce’de dokuz gün:

Hüneyde İbnu Hâlid hanımından, o da Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerinden birinden anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselâm) Zilhicce'den dokuz günle Aşura günü oruç tututardı. Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı."[1530]

7- Hac dışında Arefe günü

Ebu Katâde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulüllah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Arafat günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağına Allah'ın rahmetinden ümidim var."[1531]

8- Muharrem ayının çoğunda ve aşure günü oruç;

Ebu Hureyre r.a.’den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç Alah’ın Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra namazların en faziletlisi gece namazıdır.”[1532]
Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Ramazan (farz olmazdan) önce Aşura orucu tutuluyordu. Ramazanın farziyeti indikten sonra onu dileyen tuttu, dileyen de tutmadı."[1533]

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye gelince, yahudileri Aşüra günü oruç tutar gördü. Onlara:

"Bu da ne, (niçin oruç tutuyorsunuz)?" diye sordu.

"Bu, sâlih (hayırlı) bir gündür. Allah, o günde Beni İsrâil'i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu '' dediler. Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Ben Musa'ya sizden daha layığım" buyurup o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını emretti.[1534]

Diğer bir hadiste; “Aşure gününde oruç tutunuz, bir gün öncesinde veya bir gün sonrasında da oruç tutarak yahudilere muhalefet ediniz.”[1535] Buyrulmuştur.

Aşure gününde yapılan bidatler; sürme çekmek, musafaha yapmak, aşure yemeği pişirmek, sevinç gösterisi, gusül, kına yakmak, hüzün günü olarak değerlendirmek, o günü açlık ve susuzluk günü yapmak, ağıt yakmak, zincirlerle dövünmek bütün bunlar aşure günü yapılan çirkin fiillerdir. Ne peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den, ne sahabeden, ne de tabiinden bu konuda gelen bir şey yoktur. “Kim aşure gününde ev halkına bolluk gösterirse Allah bütün sene ona bolluk verir” sözü ise Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem adına uydurulmuş bir yalandır.[1536]
Ankara’da sapık bir takım Rıfai tarikatı mensupları aşure gününe kadar on gün boyunca akşamları toplanır, Kerbelayı yad ederler, siyah elbiseler giyerler, su içmezler, matem ilan ederler. Bu sapıklıkları çıkaranlar, şeytanın adımlarını takip ederken, iyi bir iş yaptıklarını zannederler. Sapmaktan ve saptırılmaktan Allah’a sığınırız.

“Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık. De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf 102-104) Üç aylarda oruç: Bu konuda sahih bir şey yoktur. Özellikle Recep ayına has bir fazilete delil yoktur.

Haraşe Bin Hurr’den; Ömer r.a. Recep ayında oruç tutanları dövüyor ve diyordu ki; “Yeyiniz! Bu aya ancak cahiliyedekiler tazim ederdi.”[1537]
İbni Ömer r.a. Recep ayına tazim edenlerden hoşlanmazdı.[1538]

ORUÇLUNUN TERK ETMESİ GEREKLİ OLAN ŞEYLER

Allâh Resûlü (s.a.s.) oruç tutanın iyi ve güzel ahlâk ile donanmasını, ayrıca ahlâksızlık, müstehcenlik, sövüp saymak ve kırıcılıktan uzak durmasını teşvik etmiştir. Aslında müslümanın her zaman bu tür şeylerden uzak durması ve kaçınması gerekli olmakla birlikte, ancak oruç farizâsını edâ ettiği esnadaki yasaklık daha da şiddetli olmaktadır.

Bunun için bu kötülükleri yapan hakkında Nebî (s.a.s.) den şiddetli tehdit gelmiştir. Şöyle buyurur: (Nice oruçlu vardır ki ona tuttuğu oruçtan sadece açlık ve susuzluk kalacaktır.) [1539]
Dolayısıyla oruçlunun orucunu yaralayan işlerden kaçınması gerekmektedir.


ORUÇLUNUN YAPMASI MUBAH OLAN İŞLER

1- Oruç tutan cünub olarak sabahlayabilir : Aişe ve Ummu Seleme (r.anhma) şöyle derler: (Peygamber (s.a.s.) ramazanda ihtilamsız olarak cünub olduğu halde fecir girerdi, böyle iken gusül abdesti alarak oruç tutardı.)[1540]
2- Oruç tutan misvak kullanabilir, koku sürünebilir : Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Eğer ümmetime zorluk vermeyeceğimi bilseydim, her namaz ile birlikte misvağı onlara emrederdim) [1541]
Allâh Resûlü (s.a.s.) hadiste oruçlu ile oruçsuz olanın arasını ayırmamıştır. Bu da her abdest ve namaz esnasında oruçlu ve oruç tutmayanın misvak kullanabileceğine delildir.

İbni Mesud r.a.’den; “Biriniz oruçluyken taransın ve güzel koku sürünsün.” [1542] 3- Mazmaza ve İstinşâk : Allâh Resûlü (s.a.s.) oruçlu olduğu halde mazmaza ve istinşâk yapardı. Ancak oruç tutanın bunu şiddetlice yapmasını yasaklamıştır. Hadiste: (...İstinşağı şiddetlice yap, ancak oruçlu olursan başkadır. )[1543]

4- Oruçlunun hanımıyla oynaşıp öpebileceği : Aişe (r.anha)’nın şöyle dediği sabit olmuştur: (Allâh Resûlü (s.a.s.) oruçlu olduğu halde öperdi, oruçlu olduğu halde oynaşırdı, ancak o içinizden nefsine en fazla sahib olanıydı. ) [1544]
Bu durum genç için mekruh olup, ihtiyar için serbest görülmüştür.

Abdullâh b. Amr b. el-Âs şöyle rivâyet etmiştir Nebî (s.a.s.) yanında iken bir genç gelir ve şöyle der: «Ey Allâh’ın Resûlü ! Oruçlu olduğum halde öpebilir miyim?» O da « hayır » der. İhtiyar bir adam gelir, ve şöyle der: «Oruçlu olduğum halde öpebilir miyim? » O da «evet» deyince, birbirimize bakmaya başladık. Allâh Resûlü (s.a.s.) de şöyle buyurdu: «Gerçekten ihtiyar nefsine sahiptir».[1545]
5- Kan tahlili ve gıdalanma kasdı (serum gibi) olmaksızın iğne vurulabileceği.[1546]
6- Hacamat: Hacamat önceden orucu bozanlar cümlesindendi, sonra hükmü kaldırıldı. Nebî (s.a.s.) den oruçlu olduğu halde hacamat yaptırdığı sabit olmuştur. İbn Abbâs (r.a) şöyle der: (Nebî (s.a.s.) oruçlu olduğu halde hacamat yaptırmıştır ) [1547]
7- Yemeğin tadına bakmak: İbn Abbâs (r.a) şöyle demiştir: (Oruçlu olduğu halde sirkenin, veya boğazına girmemesi şartıyla başka bir şeyin tadına bakılmasında bir beis yoktur ) [1548]
8- Göze giren sürme ve damla gibi benzeri şeyler: Aişe r.a.’dan; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem oruçlu iken sürme kullanırdı.” [1549] Enes r.a. oruçlu iken sürme çekerdi.” [1550]
9- Soğuk suyun başa dökülmesi ve yıkanmak: Peygamber (s.a.s.) oruçlu olduğu halde sıcaktan ve susuzluktan dolayı başına su serperdi. [1551]
10- Bir şey koklamak: Ata r.a.’den; “Bir şey koklamak orucu bozmaz.”[1552]

ORUCU BOZAN ŞEYLER

1- Kasden (bilerek) yeme ve içme.

Unutana, hata ile veya zorla orucunu açana bir şey gerekmez, hadiste: (Allâh, ümmetimi hata, unutma ve zorlandıkları şeyde sorumlu kılmayacaktır) [1553]
Hata ile yemek yiyen oruçlunun, Allâh’ın onu doyurduğunu bilmesi gerekir. Hadiste: (Unutarak yer ve içerse, orucunu tamamlasın, gerçekten onu Allâh yedirip içirmiştir.) [1554]

2- Cima yapma.

3- Kasden (bilerek) kusma :

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Kime kusma galebe çalarsa, üzerine kazâ gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa, kazâ etsin.) [1555]

4- Aybaşı ve nifas (lohusalık) kanı :

Kadın, gündüzün herhangi bir vaktinde ister evvelinde isterse sonunda olsun, aybaşı veya nifas kanını gördüğünde orucu bozulmuştur. Kazâ eder (kan gördüğü günler kadar ramazan sonrası tutar) eğer kanı görmesine rağmen oruç tutarsa bu farz olan orucun yerini doldurmaz.

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (« Kadın, aybaşı kanı gördüğünde namaz kılmaz oruç tutmaz değil mi?» dediğinde, kadınlar da: « Evet » dediler. Allâh Resûlü (s.a.s.): «İşte bu da kadının dininin eksikliğindendir » buyurur.)[1556]

5- Besleyici iğne (serum) [1557]:

Beslenme kasdıyla besleyici bazı maddelerin hastaların midelerine ulaştırılmasıdır. Bu ise, oruçlunun orucunu bozar. Çünkü mideye ulaştırmadır. Mideye değil de, kana ulaşan iğne ise, yine de orucu bozar. Çünkü bu yeme ve içmenin yerine geçer. Aynı şekilde böbrek hastalığına yakalanan hastaların (tedavi esnasındaki) aldıkları ilâç orucu bozar.

6- Meninin inzâli:

Bu öperek, oynaşarak veya istimnâ (masturbasyon) yoluyla olsun fark etmez. Çünkü bu tür şeyler kudsi hadiste de geldiği gibi oruç tutanın kaçınması ile emrolunduğu şehevî arzulardır: (Benim için yiyeceğini içeceğini ve şehvetini bırakır) [Buhârî ve Müslim]
Şeyhu’l-İslâm Hakikat’us-Siyâm(s.23) adlı kitabında şöyle der: «Her kim istimnâ yapar ve inzâl olursa orucu bozulmuştur.»


ALLÂH SİZİN İÇİN KOLAYLIK İSTER ZORLUK İSTEMEZ


Yolculukta olan:

Yolculukta olanın oruç tutması konusunda serbest olduğuna dâir hadisler gelmiştir. Sakın unutma ki bu rahmet, Allâh’ın Kitâbında zikredilmiştir.

Allâh Teâla şöyle buyurur: (Kim hasta veya yolcu olursa, (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kazâ etsin. Allâh sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.) Bakara : [185]
Hamza b. Amr el-Eslemî Allâh Resûlü (s.a.s)’e sorar: ( « Yolculuk esnasında tutacak mıyım?» – Kendisi çok oruç tutardı – Bunun üzerine (s.a.s.) şöyle der: « İster oruç tut, ister orucunu boz. »)[1558]
Bazı insanlar bu asırda yoculuk esnasında oruç bozmanın câiz olmadığını zannına kapılıp Allâh’ın bu ruhsatını alanları ayıplamakta, veya ulaşım araçlarındaki kolaylık sebebiyle oruç tutmanın daha evlâ olduğu yanılgısına kapılmaktadırlar. Böylelerinin dikkatlerini Allâh’ın şu âyetlerine çevirelim: (Rabbin unutkan değildir) [Meryem : 64) (Allâh bilir siz bilmezsiniz) [Bakara : 232]

2- Çok yaşlı erkek ve kadın:

İbn Abbâs (r.a) şu âyeti okur: (Oruç tutmaya güç yetiremeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir )[1559] ve şöyle der: (Bu oruca güç yetiremeyen ihtiyar adamdır. Her gün için yarım sâğ (yaklaşık bir buçuk kilo gram) buğday ile bir fakiri doyurur ) [1560]
Buna iyileşme ümidi olmayan hasta da dâhildir, meselâ kanser gibi. Böyle bir kişinin oruç tutması farz değildir. Her gün için bir fakiri doyurması gerekir.

Hâmile ve emziren kadın:

Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Allâh -Tebâreke ve Teâla- yolcudan namazın yarısını, hâmile ve emziren kadından da orucu kaldırmıştır ) [1561]
Hâmile ve emziren kadın oruç tuttuğunda kendi veya çocuğu hakkında endişe ederse orucunu bozar ve bozduğu her güne karşılık bir fakiri doyurur.

İbn Umer (r.a.) bebeği hakkında korkan kadından sorulur. O da; «Orucunu bozar ve her gün için bir fakir doyurur... » der..

(Sizden ramazan ayını idrâk edenler onda oruç tutsun.) âyetinin tefsiri hakkında İbn Abbâs şöyle der: «Hâmile ve emziren kadın korkar ise, oruçlarını bozar ve her gün için bir fakir doyururlar.» [1562]
Başka bir rivâyette İbn Umer şöyle der: (Hâmile ve emziren kadın iftar eder, kazâ etmez.)[1563]

KAZÂ

İbn Abbâs (r.a) şöyle buyurur: (Nebî (s.a.s)’e bir adam gelerek: «Ey Allâh’ın Resûlü! annem, üzerinde bir ayın orucu varken öldü, dolayısıyla onun yerine kazâ edebilir miyim?» diye sorar. Allâh Resûlü de (s.a.s.) cevâben: «Evet, çünkü Allâh’ın borcu yerine getirilmeye daha lâyıktır » der.)[1564]
Hayırlı amellerde acele etmeye delâlet eden delillerin geneline dâhil olduğundan, kazâ etmede acele etmek, geciktirmekten daha evlâdır. Allâh Teâla şöyle buyurur (Rabbinizin bağışına koşun ) [Âl-i İmrân : 133].
(İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar ) [Mu’minûn :61].
Nafile oruç bozulursa kaza gerekmez. Ebu Said r.a. hadisinde; “Dilersen onun yerine bir gün oruç tut, dilersen tutma” buyurulmuştur.[1565]

Tenbîh : Kazâ orucunu ardı ardına tutmak gerekli değildir. [Kişi ölür de kılmadığı namazları varsa, ne velisi ne de başkasının bunu kazâ edemeyeceğine dâir ilim ehlinin icmâ-ı vardır. Aynı şekilde her kim oruç tutamaz ise, hiç kimse yaşadığı esnada onun yerine oruç tutmaz. Bilâkis her gün için bir fakir doyurur.

Ama kim de üzerinde adak orucu olduğu halde ölür ise, yukarıdaki hadise göre velisi yerine tutar. Çünkü sahâbe bunu böyle anlamıştır: (Bir kadının annesi üzerinde ramazan orucu olduğu halde ölmüştür. Aişe (r.anha)’ya gelip «onun yerine kazâ edebilir miyim der?» O da: «Hayır kazâ etme bilâkis onun yerine her gün için bir fakire yarım sa’ sadaka ver», der.)[1566]
Başka bir eserde İbn Abbâs (r.a.) şöyle der: (Kişi ramazanda hasta olur da oruç tutmadan ölürse, onun yerine (fakir) doyurulur, üzerine kazâ gerekmez. Eğer üzerinde adak orucu varsa, velisi onun yerine kazâ eder.)[1567]

Ramazanda bilerek (özürsüz) orucunu bozan kimse hakkında, Peygamber(s.a.s.) den kazâ edeceğine veya keffâret ödeyeceğine dâir hiç bir delil sabit değildir. Çünkü bunun günâhı çok büyük olduğundan kazâ veya keffâret ile telâfi edilecek gibi değildir. Bilâkis Allâh’a tevbe etmesi ve tevbesinde sadık olması, sâlih amelleri ve taatleri çoğaltması gerekir. Umulur ki Allâh, orucunu kasden bozarak işlediği bu günahını siler.[1568]

Oruç, amelî olduğu kadar vakti olan bir ibâdettir. Malûmdur ki, kişi ramazan orucunu bir başka ayda tutsa bu ondan kabul edilmediği gibi, kazâ da aynı şekilde kabul edilmez. Eğer bu kapı açılır da insanlara ramazanda bilerek oruç bozana bir gün kaza gerekir denilirse, nasıl olsa kazâ edeceğiz diye farz olan ramazan orucunda tembellik ederek bunun günahını önemsemezler.

Peki Ramazanda özürsüz olarak orucunu bozanın cezası nedir ?:

Ebû Umâme el-Bâhilî(r.a.) Resûlüllâh(s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu işittim der: «Ben uyuyorken, iki adam gelip iki koltuğumdan tutarak çıkması zor bir dağa götürdüler» ve : «Buraya çık» dediler. Bunun üzerine dağa çıkmaya başladım. Ortasına gelince şiddetli sesler duyuldu. Ben : «Bu sesler nedir ?» deyince :

«Cehennem halkının feryadı dediler. Tekrar gitmeye başladık. Bir de gördük ki, avurtları yarılmış, bu yarıklardan kanlar akan, ayakları bağlanmış bir topluluk var !» Ben:

«Bunlar kim?» dedim. «Oruçlarını vaktinden önce yiyenler» dediler.)[1569]

İbn Abbâs (r.a.)’dan rivayet olunduğuna göre; Bir adam gelerek:(«Ben ramazandan bir gün oruç yedim, bunun için bana bir çare bulur musun?» diye sorar, İbn Abbâs: «Ramazandan boş bir gün bulmaya güç yetirirsen onun yerine tut der.» Adam da: «Ramazandan boş bir gün bulabilecek miyim?» Deyince, İbn Abbâs ta: «Ben de bundan başka sana hangi fetvâyı bulayım der.»)[1570]



CİMÂ’NIN KEFFARETİ


Ebu Hureyre (r.a.)’dan şöyle der: (Bir adam Allâh Resûlü (s.a.s.)’e gelerek, «Helâk oldum ya Rasulallâh !» dedi. Resulallâh (s.a.s.) «Seni helak eden nedir?» Diye sorunca, adam; «Ramazan da aileme yanaştım», diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebî (s.a.s.) «Azad edilecek kölen var mı ?» diye sordu. Adam «hayır» dedi. «Aralıksız iki ay oruç tutabilir misin?” diye sordu. Adam «hayır» dedi. «Altmış tane fakiri doyurabilir misin ?» diye sordu. Adam «hayır» dedi. Bunun üzerine adama «otur» dedi. O da oturdu. Bu arada Nebî (s.a.s.)’e bir kök hurma getirirler. Adama, «şunları sadaka ver» buyurur. Adam, «şu iki siyah taşlık arasında bizden daha fazla fakir olan kimse yoktur», deyince, Nebî (s.a.s.) ön dişleri görünecek derecede güldü. Sonra «şunu alıp, çoluk çocuğunu doyur», buyurdular.)[1571]

Diğer bir rivayetin sonunda şu fazlalık vardır: (Sen ve çoluk çocuğun ye, bir gün tut ve Allah’tan af dile.)[1572]

Bu hüküm kadını da içine alır. Çünkü kadının da cimâ ile bozduğu bir günün yerine kazâ edip Allâh’a tevbe etmesi gerekir.

Tenbih: Kadına keffâret gerekmez. Çünkü Nebî (s.a.s.) ancak bir keffâreti gerekli kılmıştır. Allâh en doğrusunu bilir.





[1481] Bütün türleriyle evliliğe gücü yetmektir. (Cinsel yeterlilik ve maddî imkân gibi).
[1482] el-Buhârî, 5065; Müslim, 1400.
[1483] el-Buhârî, 2840 ; Müslim, 1153.
[1484] Sahîh et-Tergîb, 970.
[1485] Sahîh Sünen en-Nesâî, 2097.
[1486] el-Buhârî, 3277; Müslim, 1079.
[1487] Buhari(1909) Müslim(1081)
[1488] Birkişi tarafından da olsa görülmesiyle
[1489] En az iki kişi tarafından görülmesiyle
[1490] Ebu Dâvud(2338) Sahihu Ebu Davud(2050)
[1491] Buhari(Savm 13,5,11,Talak 29) Müslim(1080) Ebu Davud(2319,2320,2321) Nesai(4/139, 140)
[1492] Ebu Davud(1157) Nesâi (3/180) Sahihu İbni Mace(1340) el İrva(634)
[1493] Tirmizi(697) Ebu Dâvud(2324) Sahiha(224)
[1494] [Bundan kasıt; Şaban ayının sonunda hilâl görülmedi ise ayın otuz’a tamamlanmasıdır.]
[1495] İrva’ul-Galîl, 914.
[1496] Müslim(1154)
[1497] Bakara, 187.
[1498] el-Buhârî, 1917; Müslim,1091.
[1499] Yalancı fecr olarak isimlendirilir: beyaz uzun parlak ve yüksek bir ışıktır. Tilkinin kuyruğu gibidir.
[1500] Bu da sadık (doğru) fecr olarak isimlendirilir. Kırmızılığı yaygındır (yâni: ufuğun beyazlığı genişlemesine yayılır). İşte oruç ve namazın hükümleri buna bağlıdır.
[1501] Silsiletu’l-Ehâdîs es-Sahîha, 693.
[1502] Silsiletu’l-Ehâdîs es-Sahiha, 2031.
[1503] el-Buhârî, 621; Müslim, 1093.
[1504] el-Buhârî, 1954 ; Müslim, 1100.
[1505] Sahîh İbn Huzeyme, 2061.
[1506] Sahîh el-Câmi, 4208.
[1507] el-Buhârî, 1923 ; Müslim, 1095.
[1508] Müezzin ezanı okuduğunda, elinde bir bardak su olsa veya yemek yer olsan bile, rahat bir şekilde ye ve iç. Çünkü bu rahmet edenler içinde en rahmetli olanın (Allah’ın) oruçlu kullarına ruhsatırdır. Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Biriniz ezanı duyduğunda, su kabı elinde ise, ondan olan ihtiyacını gidermeden bırakmasın.) [Sahîh Sünen Ebî Dâvud, 2060].
[1509] Sahîh et-Tergîb, 1062.
[1510] Sahîh et-Tergîb, 1067.
[1511] el-Buhârî, 4/173 ; Müslim,1093.
[1512] İrvâ’ul-Galîl, 922.
[1513] İrvâ’ul-Galîl, 903.
[1514] Sahihu Ebu Davud(2066) İrvâ’ul-Galîl(920).
[1515] Buhari, Savm 67, Fadlu's-Salât 6, Cezâu's-Sayd 26 Müslim(827) Ebu Dâvud(2417) Tirmizi(772).
[1516] Müslim(1141)
[1517] Buhari, Savm 63; Müslim, Sıyâm 147, 148; Ebu Dâvud(2420) Tirmizi(743).
[1518] Ebu Dâvud(2421) Tirmizi(744); İbnu Mâce(1726); Sahihu İbni Mace(1403) İrva(960)
[1519] Ebu Dâvud(2334); Tirmizi(686); Nesâi(4, 153); İbnu Mâce(1645) el İrva(961)
[1520] Buhari, Savm 14; Müslim(1082); Ebu Dâvud(2335); Tirmizi(684); Nesâi(4, 149).
[1521] Nesâi(4, 205, 206) bkz: Müslim(1161)
[1522] Buhari(5192) Müslim(1026)
[1523] Ebu Dâvud(2337); Tirmizi(738) Sahihu Ebu Davud(2049)
[1524] Tirmizi, Savm 44, (747) Sahihut Tergib(1027)
[1525] bkz.: Buhari(1131) Müslim(1159)
[1526] Müslim(1160); Ebu Dâvud(2453); Tirmizi(763) İbniHuzeyme(2130)
[1527] Buhari(1969) Müslim(1156) Muvatta(1/309) Ebu Dâvud(2431,2434) Tirmizi(736) Nesâi(4/199)
[1528] Nesâi(4/201) Sahihut Tergib(1008)
[1529] Müslim(1164) Tirmizi(759) Ebu Dâvud(2432)
[1530] Ebu Dâvud(2437) Nesâi(4/220) Sahihu Ebu Davud(2129)
[1531] Tirmizi(749) İbnu Mâce(1730) Müslim(1162)
[1532] Müslim(1162)
[1533] Buhari(2002) Müslim(1152) Muvatta, 33, Ebu Dâvud(2442, 2443) Tirmizi(753)
[1534] Buhari(2004) Müslim(1130) Ebu Dâvud(2444)
[1535] Tahavi ve Beyhaki Sahih senetle; İbni Huzeyme(2095)
[1536] bkz. Mecmuul Fetava(25/299)
[1537] İbni Ebi Şeybe sahih isnad ile; el İrva(957)
[1538] İbni Ebi Şeybe sahih isnad ile; el İrva(958)
[1539] Sahîh et-Tergîb, 1076-1077.
[1540] Buhârî,1930 ; Müslim, 1109.
[1541] Buhârî, 887; Müslim, 252.
[1542] Muhtasarul Buhari(1/451)
[1543] İrvâ’ul- Galîl, 90.
[1544] Buhârî, 1927 ; Müslim, 1106.
[1545] Silsilet’ul-Ehâdîs es-Sahîha, 1606.
[1546] Bkz.: Mecmuul Fetava(25/233)
[1547] Buhârî, 1939.
[1548] Buhârî, 3/154 (Fethul Bari)
[1549] Sahihu İbni Mace(1360)
[1550] Buhari; Fethul Bari(4/153) Sahihu Ebu Davud(2082) mevkuf olarak sahih.
[1551] Sahîh Sünen Ebî Dâvûd, 2072.
[1552] Elbani Muhtasarul Buhari(1/451)
[1553] İrvâ’ul-Galîl,82.
[1554] Buhârî, 1933 ; Müslim, 1155
[1555] Sahihu Tirmizi(577) Sahihu Ebu Davud(2084) İrvâ’ul-Galîl, 923.
[1556] Müslim, 79.
[1557] Bu gerçek olarak yeme ve içme olmasa bile, o manayı taşır. Yeme ve içme hükmü verilir. Çünkü hasta bununla yemek yemeğe ihtiyaç duymaz ve bu hastaya kuvvet verir.
[1558] Buhârî, 1943 ; Müslim, 1121.
[1559] Bakara, 184.
[1560] Buhârî, 4505.
[1561] Sahîhu Sünenut Tirmizî(718) İbn Cârud(s.381) Beyhakî(4/230) Ebû Davûd(2318) sahihtir.
[1562] Bu eseri Beyhakî(4/230)’de İmâm eş-Şafii yoluyla rivâyet eder. Senedi sahihtir
[1563] Dârekutnî(1/207) rivâyet edip sahih olduğunu söylemiştir. Sıfatu Savmun Nebiyy(s.80-85)
[1564] Buhârî, 1953; Müslim, 1148.
[1565] Beyhaki hasen isnad ile; el İrva(7/12 no:1952)
[1566] Tahâvî Müşkil el-Âsâr (3/142) İbn Hazm el-Muhallâ (7/4) Senedi sahihtir.
[1567] Ebû Dâvûd sahîh bir senetle rivâyet etmiştir, İbn Hazm el-Muhallâ (7/7)’da senedinin sahîh olduğunu belirtmiştir. ] Bkz, Sıfatu Savm en-Nebî, Selîm el-Hilâlî- Alî el-Halebî (s.76,77,78 )
[1568] Mustafa İyd es-Sayâsine, Keffarât es-Savm.
[1569] İbn Hibbân, 1800, Nesâî(Tuhfet’ul-Eşraf 4/166, Hakim, 1/430 Hâkim şöyle demiştir: “Bu hadis Müslimin şartına göre sahihtir.
[1570] Bkz. İbni Hazm Muhalla(6/181-198)
[1571] Buhârî, 1936; Müslim, 1111.
[1572] Sahîh Sünen Ebî Dâvûd, 2096.


...ALINTIDIR...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tevafuklu Kur'ân-ı Kerîm Okuyup Dinleyebilmek için [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

forumumuzda görev almak ister misiniz.lütfen [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
GüLe SevdaLı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
GüLe SevdaLı Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
3 üye Teşekkür etti:
Ahlal (10 Mayıs 2009), Bahar (15 Mayıs 2009), nefise (15 Mayıs 2009)
Alt 15 Mayıs 2009, 16:22   #2
Talebe
 
Bahar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Mart 2008
Bulunduğu yer: ESKİŞEHİR
Mesajlar: 1.122

Ettiği Teşekkürler: 821
421 Mesajı 634 Teşekkür Aldı
Standart

yazı çok uzundu hepsini okuyamadım gözüm yoruldu
__________________
UYANIK VE ZEKİ GÖZLERİN NAZARINDA HER YAPRAK ALLAH'IN MERHAMETİNE DAİR BİR DEFTERDİR!
-Sadi Şirazi-




Bahar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Ağustos 2009, 15:42   #3
Admin
 
nefise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Şubat 2008
Mesajlar: 3.300

Ettiği Teşekkürler: 5.680
1.839 Mesajı 3.313 Teşekkür Aldı
Standart Orucumuzun kabul olması için nelere dikkat etmeliyiz?

Orucumuzun kabul olması için nelere dikkat etmeliyiz?


Tuttuğumuz oruçlarımızdan Rabbimizin razı olması için nelere dikkat etmeliyiz?



“Gerçek oruç, yemeyi ve içmeyi terk etmek değildir. Asıl oruç, boş sözü ve hayasızca konuşmayı terk etmektir. Oruçlu iken birisi sana söver veya kabalık ederse, “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” de. (Câmiü's-Sağîr)

“Oruçlu iken yalan sözü ve yalan söze göre hareket etmeyi terk etmeyen kimsenin yemesini ve içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Taberani)

Orucun üç derecesi vardır

1- Avamın orucu: Bu oruç, mide ve tenasül uzvunu şehvetlerden sakındırmaktır. Yani yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmaktan sakınmaktır.

2- Havassın orucu: Kulak, göz, dil, el, ayak vesâir azaları günahlardan uzak tutmaktan ibarettir.

Havassın orucu, Salihlerin orucu olmakla birlikte şu altı şeyle tamam olur:

• Gözü korumak: Gözü, çirkin ve istenilmeyen şeylerden korumak, kalbi meşgul eden ve Allah’ın zikrinden alıkoyan şeylere bakmamaktır. Cabir (ra), Enes’den (ra), O da Resulullah’tan (asm) şu hadisi rivayet etmektedir:

“ Beş şey vardır ki oruçlunun orucunu bozar: yalan, gıybet, nemime (kovuculuk), yalan yere yemin etmek ve şehvet ile bakmak.” (el’Ezdî)



• Dili korumak: Dilini hezeyan, yalan, gıybet, nemime, fahiş konuşma, galiz konuşma, kavga ve riya ile konuşmaktan korumaktır. Ve aynı zamanda dili sukut etmeye icbar, Allah’ın zikri ve Kur’an tilavetiyle meşgul etmektir. İşte dilin orucu da budur.

Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle; Peygamber efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
“ Oruç, mü’min için kalkandır. Bu bakımdan her hangi biriniz oruçlu ise fahiş konuşmasın, cahilce hareket etmesin. Eğer bir kişi kendisiyle çirkin konuşur veya dövüşürse, desin ki: Ben oruçluyum, ben oruçluyum.” (Buhari ve Müslim)

• Kulağı Korumak: Kulağı her mekruhu işlemekten alıkoymak gerekir. Çünkü söylenilmesi haram olan her şeyin işitilmesi de haramdır. İşte bu sırra binaen Allah Teala, gıybet dinleyen ile haram yiyeni eşit tutmuştur.

İbn Ömer’den (ra) rivayetle; Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuşlardır: “ Gıybet edenle, onu dinleyen günahta ortaktırlar.” (Taberani)

• Diğer azaları korumak: Diğer azaları da günahtan alıkoymak gerekir. Mesela el ve ayak gibi..

Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle; Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır:
“Nice oruç tutanlar vardır ki; orucundan sadece açlık ve susuzluk elde eder.” (Nesai ve İbn Mace)

• İftarda az yemek: İftar zamanında helal de olsa tıka basa yememek gerekir. Helal de olsa tıka basa doldurulan karın, Allah nezdinde en fazla buğzedilen kaptır. Oruçlu bir kimse, gündüz yemediklerini iftar zamanında tıka basa yerse, acaba Allah’ın düşmanı olan nefis ve şeytanı nasıl kahredebilir ve şehvetini nasıl kırabilir?

• İftar sonrasında korku ile ümit arasında olmak: Oruçlunun iftardan sonraki kalbi korku ve ümit arasında muzdarip olmalıdır. Çünkü kişi orucunun kabul edilip kendisinin Allah’a yakın olanlardan mı yoksa orucunun kabul edilmeyip Allah’ın gazabına maruz kalanlardan olup olmadığı kestirememektedir. Her ibadetin sonunda da böyle olmalıdır.

Belirtmek gerekir ki; bu sayılan maddeler orucun "manen" sevabını giderir. Kişinin zaten "orucum bozuldu deyip" yeyip içmesi ya da "maddeten" de oruçsuzmuş gibi davranması söz konusu olamaz.

3- Ahass’ul-Havassın orucu: Kalbi, dünyevi düşüncelerden tamamen arındırıp Allah’tan başka her şeyi kalpten uzaklaştırmaktır.

Böyle bir oruç, Allah’tan ve kıyamet gününden başka bir şeyi düşünmekle bozulur. Din için düşünmezse dünyayı düşünmek de bu orucu bozar.

Bu mertebe, peygamberlerin, sıddîk ve mukarriblerin mertebesidir. Bu mertebenin sözle anlaşılması mümkün değildir. Bunun tahkiki ancak ameli yönden mümkündür. Çünkü bu, himmetin bütünüyle Allah’a yöneltilmesi ve Allah’tan başka her şeyi bir tarafa itmek demektir.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
“ Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,”(Şems -9)

(Yûsuf dedi ki ) “(Ben) nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir.(Yûsuf-53)

Her nefis, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiya -35)


nefise isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mübarek günlerde oruç denizelektronik Mübarek Ay Gün ve Geceler 2 Dün 13:47
OruÇ hakkinda soru - cevaplar EbediNur Ramazan-ı Şerif Ayı Özel 5 09 Ağustos 2010 14:41
Ramazan ayı ve oruç hakkında hadis-i şerifler cihangir İlmihal 0 04 Temmuz 2010 20:32
Recep Ayındaki hazineler ahüzar Mübarek Ay Gün ve Geceler 6 18 Haziran 2010 20:35
Cumartesi günü oruç tutmak Necmi İlmihal 0 24 Aralık 2009 21:53


sinan525 saat..


vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” Hz. Muhammed (S.A.V)
NuruAhlal.com