Nuruahlal'a Hoş geldiniz.. Dost Kapımızdan Sizde Girin İçeri... Allah'ım Gönlümüzde Olanı Hakkımızda Hayırlı Eyle, Hakkımızda Hayırlı Olanı Gönlümüze Razı Eyle Amin.. Nuruahlal'a Hoş geldiniz
Alt 25 Ocak 2011, 10:35   #1
Talebe
 
معلم - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Haziran 2010
Mesajlar: 913

Ettiği Teşekkürler: 718
675 Mesajı 1.331 Teşekkür Aldı
Yeni Kur'ân harflerinin maddî sırları!




Kur’ân-ı Kerîm, Allahu Teâlâ’nın kelam (konuşma) sıfatının en yüksek mertebede bir tecellisidir. İsm-i Azam’dan ve bütün isimlerin en azamî mertebelerinden gelmiştir. Bu yüzden önceki semavî kitaplar da dâhil hiçbir söz Kur’ân’a yetişemez. Mucizelikleri, hârikalıkları saymakla bitmez. Mânâları, edebiyat ve belâgatı mucize olduğu gibi harfleri de mucizedir ve pek çok gizli sırları taşır.
İslâm dünyasında asırlardır “Şu âyet okunursa filan derde iyi gelir” veya “yazılıp boyunda taşınırsa şöyle bir faydası olur” gibi rivâyetlerin veya hastaların üzerine şifa âyetleri okuyup üflemek gibi uygulamaların dayandığı bir hakîkat elbette vardır. Bu makalemizde, Üstad Bedîüzzaman’ın 28. Lem’a Kef-Nun bahsindeki izahlarına dayanarak,bu hakîkatin üzerindeki perdeyi bir nebze de olsa aralamaya çalışacağız.
Kur’ân âyetlerinin, harflerinin, hangisinin neye karşı okunacağı hakkında pek çok hadis-i şerif rivâyetleri olduğu gibi sırf bu konuda yazılmış bazı kitaplar vardır. Hadislerden bazıları şöyledir:
Ebû Saîd el-Hudrî (ra) rivâyet ediyor ki, bir gün yolculuk esnasında sahâbelerden bir grup bir kabileye rast geldiler. İçlerinden biri, zehirli bir hayvan tarafından ısırılmış olan kabile reisine Fâtiha Sûresi’ni okuyarak şifa bulmasına
vesile oldu. Daha sonra bunun karşılığında aldıkları bir miktar koyun sürüsüyle Resûlullah (asm)’ın huzuruna gelip durumu anlattılar. Peygamber (asm) güldü ve “Sana bu sûrenin bir rukye (okuma tedâvisi) olduğunu bildiren
nedir? Bu sürüyü alın, bana da bir pay ayırın!” buyurdu. (Buharî, Tıp, 51)
Hz. Aişe (ra) şöyle rivâyet etmiştir: “Ailesinden biri hastalandığı vakit Resûlullah (asm) Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak onun üzerine üfürürdü.” (Müslim, Selam, 50)
İmran bin Husayn (ra) Allah Resûlünden (asm) şöyle rivâyet etmiştir: “Okuyarak tedâvinin (en faydalısı) ancak
nazar değmesi ve zehirlenmeler içindir.”(Ebû Dâvûd, Tıp, 18)
Sahih hadis kitaplarında hastaların okuyarak tedâvi edilmesine dâir bunlar gibi pek çok rivâyetler ve bu konulara ayrılmış bâblar vardır. Bütün bu rivâyetler gösteriyor ki, harfler de maddî ilaçlar gibi hastalıkları tedâvi edebilecek bir etkiye sâhiptir.

ALLAHU TEÂLÂ’NIN KELÂM SIFATI HAKKINDA
Allah (cc) Yâsîn Sûresi’nde şöyle buyurur: “Bir şeyi(n olmasını) dilediği zaman, O’nun emri, ona sâdece “Ol!” demektir, (o da) hemen oluverir.” (Yâsîn, 82)
Âyetten anlaşıldığı üzere, Allahu Teâlâ’nın, her bir şeyi yaratırken ona “ol” demek gibi bir İlâhî âdeti vardır. Bu “ol emri” ise Allah’ın kelâm sıfatının bir tecellisidir. Bu ve benzeri âyetlerdeki ol deyince oluvermek, ifadelerinin ne anlama geldiği hakkında Bedîüzzaman Hazretleri meâlen şöyle der: “Kur'ân’da bazen, kudret eserini (yaratmayı),
irâde ve kelâmdan (emir bir kelâmdır) geliyormuş gibi tâbirler, gâyet süratle yaratmayı ve varlıkların (yaratmaya) itaatini gösterdiği gibi aynı zamanda, o emir, kudret gibi hükmediyor demektir. Yani, emr-i tekvînîden (ol emrinden) gelen harfler, maddî kuvvet hükmünde varlıkların vücuda gelmesinde hükmeder. Ve emr-i tekvînî (ol emri), âdeta, ayn-ı kudret ve ayn-ı irâde olarak görünür.” (Osmanlıca Lem’alar, 28. Lem’a)
Hz. Üstadın bu paragrafta kasdettiği ânânın izahı için Allah’ın sübûtî sıfatlarından olan kelâm sıfatı hakkında bazı açıklamalarda bulunmak gerekir. Şöyle ki: Ehl-i Sünnet kelâm âlimlerinin bildirdiğine göre, Allah’ın ezelî kelâmı, yani sözü, kelimelerden, harflerden ve parçalardan oluşmaz. O’nun kelâmı, diğer sıfatları gibi mahlukların sıfatlarına benzemez.
Maturidiye Akâidî kitabında, İmam Nureddin Es-Sabûnî (ra) kelâm sıfatını şöyle anlatır: “Allahu Teâlâ ezelî ve ebedîdir, tek bir kelâm ile konuşucudur. Bu kelâm O’nun zâtı ile kâim (var) olup O’nun ne aynıdır, ne de O’ndan gider. Allah'ın kelâm sıfatı harflerden ve seslerden oluşmadığı gibi parçalara ve kısımlara ayrılması da mümkün değildir.”
Evet, Allah’ın kelâmı harflerden oluşmaz ve Allah'ın zâtından parçalar hâlinde ayrılıp bir tarafa doğru gitmez. Fakat onun kelâm sıfatının tecellisi ile yaratılan ve onu temsil eden emr-i tekvînîden gelen harfler eşyanın yaratılmasında maddî kuvvetler gibi tesir ederler.
Ehl-i Sünnet büyükleri, kelâmı (konuşmayı); kelâm-ı nefsî ve kelâm-ı lafzî olarak ikiye ayırmışlardır. Allah’ın ezelî sıfatı olan kelâm, ancak kelâm-ı nefsîdir. Bunun tecellisi olarak oluşan harfler, sesler ise kelâm-ı lafzîdir ki bu kelâm ezelî değil, hâdis ve mahluktur.
Bu konuda büyük ilm-i kelâm âlimi Sadeddin Taftazânî (ra) Şerhu’l-Akaid’deki uzun açıklamalarının ardından şöyle der: “Hâdis (sonradan, mahluk) olan kelâm-ı lafzînin (ses ve harfle olan sözün) Allahu Teâlâ'nın zâtı ile kâim (var) olması da imkânsız olduğuna göre, (O’nda, yalnız ezelî olan) kelâm-ı nefsinin varlığı sâbit olur.”


“OL EMRİNDEN” GELEN HARFLERİN MADDÎ TESİRİBedîüzzaman Hazretleri’nin “Allah’ın ol emrinden (emr-i tekvînîden) gelen harfler, maddî kuvvet gibi varlıklar üzerinde tesir eder.” mealindeki ifadesinden anlaşıldığına göre, Allah, ezelî kelâmı ile “ol” diye emrettiğinde,
bu ol emrinden gelen, yani onun vesilesiyleortaya çıkan lafzî harfler, Arş’tan yere doğru zamansız olarak, âniden
iner ve yaratılacak şeye temas ederek onun yaratılmasında maddî bir güç gibi iş yapar. Arştan yere doğru inen bu kudsî harfler, yukarıda geçtiği gibi, bizzat Allah'ın kelâmı değil, o kelâmın tecellisiyle yaratılan kelâm-ı lafzînin harfleridir. O’nun kelâmı harflerden oluşmaktan münezzehtir.
Harflerin, yaradılıştaki bu rolleri meleklerin vazifesine benzer. Melekler de Allah’ın yaratmasında zâhiren bazı görevler yaparlar. Mesela Kur’ân’da rüzgârları meleklerin estirdikleri ve hadis-i şerifte her bir yağmur tanesini bir meleğin indirdiği bildirilmiştir.
Hâlbuki asıl iş gören Allahu Teâlâ’nın kudretidir, melekler değildir. Aynen bunun gibi, emr-i tekvînîden (ol emrinden) gelen harfler, bazı şeylerin yaratılmasında zâhiren görev yaparlar. Fakat hakîki iş gören harfler değil bizzat Allah’ın kudretidir.
Bedîüzzaman Hazretleri aynı risâlede, bahar mevsimi başında, bademlerin çiçek açması zamanında, bahar rüzgârının tomurcuklara temas etmesi ile gelen ol emri harflerinin çiçeklerin açılmasına vesile olduğunu ve kendisinin bizzat bu manevî hâdiseyi müşâhede ederek gördüğünü anlatır.
Bu hâdise, normalde görülebilecek bir şey olmadığı halde, Allah’ın bir lütfu olarak “ol der ve oluverir” âyetinin mühim bir mânâsının, yani tekvînî harflerin yaradılıştaki rollerinin bilinmesi için Hz. Üstad’a gösterildiği anlaşılmaktadır.
İşte, bütün âlemde cereyan eden faâliyetlerde, Allah’ın kurduğu, harflere dayalı böyle bir yaratma düzeni vardır.
Devamlı bir surette Allah’ın ol emrinin tecellisinden gelen harfler, varlıklar üzerine iner ve onları şekillendirir, üzerlerinde işler yapar. “Gökten yere (her) emri, (O) tedbir (ve idâre) eder” (Secde, 5) âyeti bu mânâyı ifade eder gibidir. Yani, İlâhî emir ve o emrin harfleri gökten yere sürekli olarak iner...
Diğer bir âyette de “Yaratmak ve emir Allah’ındır” (Araf, 54) buyrularak yaratmak emirle birlikte zikredilmiş, kelâm sıfatının bir nevi olan emrin yaratmakla olan ilgisine dikkat çekilmiştir. Fakat tekrar vurgulayalım. Bütün bu işleri yapan aslen kudret-i İlahiyedir. Harfler sırf zâhirî bir sebebdir, Allah tarafından kurulmuş yaratma düzeninde kullanılan melekler gibi zâhirî vesilelerdir, hakîki tesir yalnız Allah’a âittir.
Mesnevî-i Nuriye’de denildiği gibi لا مؤثرفي الكون الاالل , yani Allah’tan başka, kâinatta gerçek tesir sâhibi bir şey yoktur…


KUR’ÂN HARFLERİNİN MADDÎ TESİRLERİ
İşte burada, Kur’ân harflerinin tesir ve etki sâhibi olması mevzusu devreye giriyor ve iki kısım harf söz konusu oluyor. Biri, tekvînî emirlerden gelen ve gökten inen harfler; ikincisi, yerde insanlarca okunan ve yazılan Kur’ân harfleri.
Bu iki kısım harflerin aralarında şöyle bir münâsebet vardır: Yerde okunan Kur’ân harfleri hangi maddî faydaya sâhip ise gökten o konuda İlâhî emrin inmesine sebeb olur ve o inen harfler ile bu Kur’ân harfleri birleşir. Yani Hz. Üstadın tabiriyle Kur’ân harfleri âhizelik yaparak tekvinî emirden gelen harfleri içine alır.
Mesela ağrının iyileşmesi için okunan bir âyet ise, Allah’tan şifa emrinin inmesine vesile oluyor ve bu âyetin harfleri, şifa için gelen İlâhî emrin harflerini içine alarak, yani âhizelik (alıcılık) yaparak kuvvet kazanıyor ve maddî
ilaç gibi o hastalığa şifa oluyor.
Hastalıklara şifa için okunan şifa âyetlerini, nazardan korunmak ve şifa bulmak için okunan nazar âyetini, düşmanlardan korunmak için okunan Âyete’l-Kürsî’yi, sihirden korunmak ve kurtulmak için okunan Felak ve Nâs sûrelerini burada numune olarak sayabiliriz.
Üstad Bedîüzzaman bu mânâyı, hulâsa olarak şöyle anlatır:
“Kur’ân’ın kudsî harfleri, hususan sûre başlarında bulunan “elif-lam-mim” gibi İlahî şifrelerin harfleri, Allah’tan gelen muntazam (düzenli) ve nihâyetsiz, hassâs ve zamansız emirleri dinliyorlar ve yapıyorlar.” (28. Lem’a)
“İlâhî şifreler olan sûre başlarındaki harfler, havanın zerreleri içinde, zamansız, gizli ve incecik bağlantı tellerini harekete getirecek birer düğme harfi olduklarını ve yerden Arş’a manevî telsiz telefon gibi kudsî bir haberleşmeyi yerine getirmeleri, o İlâhî kudsî şifrelerin (Kur’ân harflerinin) vazîfesidir.” (28. Lem’a)
Netice olarak: Bir mümin, Kur’ân harflerindeki kudsiyete yakışan hâlis bir niyetle ve doğru bir nazarla bir Kur’ân âyetini veya harfini okuduğu zaman, sanki bir haberleşme düğmesine basmış gibi olur. Veya onun ağzından çıkarak havada oluşan harf, sanki bir haberleşme ağının düğmesi imiş gibi havadaki gizli İlahî düzeneği çalıştırarak bir mesaj çekmiş gibi olur.
Bunun üzerine, derhal ve zamansız bir şekilde, ol emrinin harfleri bu Kur’ân harflerinin üzerine inerek onlara karşılık verir ve o harfleri tesir ve kuvvet sâhibi yapar. İşte kurulan bu manevî düzen sâyesinde, okunan veya yazılan Kur’ân harfleriyle pek çok maddî işler yapılabilir ve tarih boyunca yapılmıştır.
Harflerin okunarak, yazılarak, hatta zihinden geçirilmekle dahi bu özelliklere sâhip olabileceğini Hz. Üstad aynı risâlede şu mealde ifade etmiştir: “Harflerin havadaki varlıkları bu özelliğe sâhip olduğu gibi, insan zihnindeki
varlıkları, hatta kâğıt üzerine yazılmış şekilleri dahi bu özelliğe sâhiptir. Demek o kudsî harflerin okunmasıyla ve yazılmasıyla, maddî ilaç gibi şifâ ve başka maksadlar elde edilebilir.” (28. Lem’a)
Günümüzde hâkim olan maddeci felsefenin bakış açısı, gözüyle görmediği ve aslını bilmediği şeyleri hurâfedir deyip inkâr etse de işin aslı budur.
Rabbimizden niyazımız, insanlığın içine düştüğü madde sarhoşluğundan ayılarak, gözünü mâneviyata açması, akıl ve kalplerin Kur’ân’ın hidâyetiyle nurlanmasıdır.




yazar: Cemal ERŞEN
__________________
İşlerin Allahu Teala'nın takdiriyle olduğuna inandığı halde, istekleri olmayınca üzülene hayret ederim. Hz.Osman(r.a)




Ey nefsim dinle, üstad bak neder:Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevi-i Nuriye s 111)
معلم isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
معلم Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
4 üye Teşekkür etti:
acizkul (25 Ocak 2011), GüLe SevdaLı (02 Şubat 2011), mahgum (20 Mayıs 2011), nefise (25 Ocak 2011)
Alt 25 Ocak 2011, 11:25   #2
Modaratör
 
acizkul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2010
Mesajlar: 899

Ettiği Teşekkürler: 2.139
579 Mesajı 1.027 Teşekkür Aldı
Standart

Kuranı Kerim okumak insana rahatlık veriyor, bazen mealden tefsirden okuyorum ama kendinden okduğum kadar lezzet alamıyorum .
bu bilgiler çok güzel...
__________________
Halbuki aşk, mahbubuna hasr-ı nazar edip herşeyi mahbubuna feda eder. Yahut mahbubunu îlâ ve senâ etmek için başkalarını tenzil ve mânen zemmeder ve hürmetlerini kırar. Meselâ biri demiş: “Güneş mahbubumun hüsnünü görüp utanıyor; görmemek için bulut perdesini başına çekiyor.”
.

Hey âşık efendi! Ne hakkın var, sekiz İsm-i Âzamın bir sahife-i nuranîsi olan güneşi böyle utandırıyorsun?

Sekizinci Mektup
acizkul isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
acizkul Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
4 üye Teşekkür etti:
معلم (31 Ocak 2011), GüLe SevdaLı (02 Şubat 2011), mahgum (20 Mayıs 2011), Necmi (31 Ocak 2011)
Alt 31 Ocak 2011, 10:41   #3
Talebe
 
معلم - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Haziran 2010
Mesajlar: 913

Ettiği Teşekkürler: 718
675 Mesajı 1.331 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
acizkul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kuranı Kerim okumak insana rahatlık veriyor, bazen mealden tefsirden okuyorum ama kendinden okduğum kadar lezzet alamıyorum .
bu bilgiler çok güzel...
kardeş,

Kur'an harflerinden uzak olanların kulakları çınlasın
__________________
İşlerin Allahu Teala'nın takdiriyle olduğuna inandığı halde, istekleri olmayınca üzülene hayret ederim. Hz.Osman(r.a)




Ey nefsim dinle, üstad bak neder:Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevi-i Nuriye s 111)
معلم isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
معلم Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
3 üye Teşekkür etti:
GüLe SevdaLı (02 Şubat 2011), mahgum (20 Mayıs 2011), Necmi (31 Ocak 2011)
Alt 02 Şubat 2011, 13:51   #4
Peygamber Ocağında
 
GüLe SevdaLı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Şubat 2008
Mesajlar: 5.038

Ettiği Teşekkürler: 4.675
2.479 Mesajı 4.404 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Kuranı Kerim okumak insana rahatlık veriyor, bazen mealden tefsirden okuyorum ama kendinden okduğum kadar lezzet alamıyorum .
bu bilgiler çok güzel...
aynen öyle...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tevafuklu Kur'ân-ı Kerîm Okuyup Dinleyebilmek için [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

forumumuzda görev almak ister misiniz.lütfen [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
GüLe SevdaLı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
GüLe SevdaLı Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
Teşekkür Eden Üyeler:
mahgum (20 Mayıs 2011)
Alt 05 Şubat 2011, 22:28   #5
Admin
 
Necmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Şubat 2008
Bulunduğu yer: Bartın
Mesajlar: 3.558

Ettiği Teşekkürler: 2.584
2.138 Mesajı 4.156 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
acizkul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kuranı Kerim okumak insana rahatlık veriyor, bazen mealden tefsirden okuyorum ama kendinden okduğum kadar lezzet alamıyorum .
bu bilgiler çok güzel...
Evet kardeş aslından okuduğumuz lezzet bir başka güzellikte oluyor..
__________________
ALLAH'ım Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip eyle Amin
“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.” Şu'arâ 83
Necmi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Necmi Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
acizkul (06 Şubat 2011), mahgum (20 Mayıs 2011)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
SIEMENS Cep Telefonu İçin Kuran Meali GüLe SevdaLı Cep Telefonu 0 14 Mayıs 2011 22:14
Kur'an nasıl ezberlenir Necmi Kur'ân-ı Kerîm 2 14 Mayıs 2011 01:05
Hutbe-i Şamiye Necmi Hutbe-i Şâmiye 0 17 Ocak 2011 08:57
Kur'an-ı kerim okumak ve dinlemek Necmi Kur'ân-ı Kerîm 0 20 Mayıs 2010 14:03
Kur'an ın İLK ve SON Ayetleri Arasındaki İlişkiler Necmi İbretli Makaleler 0 20 Şubat 2009 13:36


sinan525 saat..


vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” Hz. Muhammed (S.A.V)
NuruAhlal.com