Nuruahlal'a Hoş geldiniz.. Dost Kapımızdan Sizde Girin İçeri... Allah'ım Gönlümüzde Olanı Hakkımızda Hayırlı Eyle, Hakkımızda Hayırlı Olanı Gönlümüze Razı Eyle Amin.. Nuruahlal'a Hoş geldiniz

Go Back   NURUAHLAL > Huzur Köşesi > Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v)
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v) Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v) Hakkında anlatılanlar, hayatı hakkında yazılanları okuyabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz. İktibaslarımızda kaynak belirtelim lütfen.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Nisan 2011, 22:23   #1
Kardeş
 
Üyelik tarihi: 22 Mart 2011
Mesajlar: 274

Ettiği Teşekkürler: 0
231 Mesajı 622 Teşekkür Aldı
Standart insanlığın gönlündeki gül

İnsanlığın Gönlündeki Gül


.

Ey Nebi!



Gönlümüz Sende bizim.

Kırık dökük, kirli paslı bir gönül taşıyorsak bile, gönlümüzün en temiz yerini Sana ayırdık Can Efendimiz. Sana ayırdığımız gönül odamız pırıl pırıldır. İsterdik ki, kalbimizin bütün odaları ak pak, pür nur olsun. Ama başaramadık yâ Rasûlallah! Kötü şeylerle doldurduk onları. Onun için karardık zaten. Dünya ve dünyalıklar istila etti bizi…Fakat bütün bunlara rağmen, bir odacığını olsun temiz tutmayı başardık kalbimizin. Hani, her evde misafir odası olur ya; hani orası sürekli temiz tutulur da, oraya çoluk çocuk sokulmaz ya. İşte biz de kalp odalarımızdan birini, sadece Sana ayırdık yâ Rasûlallah! Sana ve sevgili Ashabına…

Sizleri, işte bu odamıza davet ediyoruz.

Gelir misiniz yâ Rasûlallah!

Şeref verir misiniz bize de!

Gönder Rabbim, gönder artık Gülümüzü…

Senin için ayırdığımız kalp odamıza teşrif edince, diğer odalar da gerçek anlamını bulur ancak.

Senden ötürü, komşuluğundan dolayı onlar da düzelip nurlanır.

Ey Gül kokulu Gül peygamber!.. Seni andıkça, dikenler bile tümüyle Güle dönüşüyor.

Senin Gülü ve Gül kokusunu sevdiğini biliyoruz yâ Rasûlallah.Bu gözle bakıyoruz Güllere…

Bu düşünce ile kokluyoruz onları…Ve biz, gecelerde, gündüzlerde açıp türlü renklere bürünmüş ellerimizi dua ederken Allah’a hep O’nu da anıyoruz. İçimizde dolaşmış, güneşimizi paylaşmış, aç kalmış, karnına taş bağlamış o güzel insanı: Allah’ın sevgilisini.

İncitmedi hiç kimseyi.
Mekke’de, Medine’de, Taif’te…
Ne kâtili, ne cahili, ne anneyi, ne de babayı…
Ne de bir çocuğu…
Eğilirdin namaz kılarken omuzlarına tırmanırdı Hasan ve Hüseyin, sevgili torunların.
Kızmazdın, okşardın, severdin ey Nebi.
Ve bizler, yani yeryüzü tarihini yaşayan ve okuyan insanlar, senin evinden yurdundan,
Mekke’nden uzaklaştırılışını ve gizlice Medine’ye gidişini gördük.
Bir gül oldun insanlığın gönlünde. Gül ile anlattık seni, gül kokusuyla doldu dünyamız.
Eşin, dostun, çevren aç kaldıysa, çıplak kaldıysa onlardan çok üzüldün, onlardan çok çalıştın ve kurdun medinemizi, kurdun sitemizi ve aydınlattın kalbimizi.
Işıltı dolu bir dünya bıraktın ardında; çünkü ışıktın bütün arşa ve arza.
Sevgiliydin, en sevgiliydin, Allah’ın sevgilisiydin ey Nebi!
Biz, âlemlerin sahibine kul, köle olma gayretini senden öğrenirken; sen, bize bunları öğretirken, karanlıktaki ruhlarımızı aydınlığa çağırırken, sen Âlemlerin Sahibine sevgili olmuştun.
“Sevdim seni Mabuduma canan diye sevdim.”
Odur ki saadetimiz ümmetinden olmakla bahtiyarız.
Gül-i Muhammedî’yi sinelerimize yerleştirme arzusunda,
Ezan-ı Muhammedî’nin ardından koşma cehdindeyiz.
Ey Nebi! Bizim gülümüzsün, bizim hayat suyumuzsun ama hayat suyumuzu kurutmak, hayat gülümüzü koparmak isteyen, karanlıkta kalmış ruhlar var ve onlar, sırtımızda ve onlar karşımızda. Bir bir kırılıp dağılsa da kuleleri, yeniden yeniden dikiyorlar kaleleri karşımıza.
Ey Nebi!
Ey pırıl pırıl İslâm sitesinin mimarı,
Kalp ülkesini ve dünya devletini aynı ihtişamla kurup hasır üstünde geceleyen âlemin sevgilisi!
Daha dünyamıza gözlerini ilk açışında düşündün bizi ve
“Ümmetim, ümmetim” diye sızladın, ağladın, yalvardın.
Kevser ırmağı başında bir halka olup Nûr-u Muhammedî’ye kanmak…
Bu hayal yakıp kavurur bizi.
Ateşimiz eksilmesin, aşkımız, rüyamız, şevkimiz ve üzerimizde gezinip duran koruyucu meleklerimiz.
Budur, dileğimiz Ey Nebi!
Kalbime eriyişin ve gözyaşının tadını ver.
Kalbim eridikçe Allah’a ve sana yaklaşıyorum.
Kalbim inceldikçe kendimi buluyorum.
Kendimi buldukça yanıyor içimde ilahi nur.
Ateşimi eksiltme ey İlahi!

.

Mustafa Oğuz
hüseyin coşgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hüseyin coşgun Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
3 üye Teşekkür etti:
GüLe SevdaLı (19 Nisan 2011), Necmi (19 Nisan 2011), Siyah_İNCİ (19 Nisan 2011)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gül Aşkın Mihrabıdır YAKAZA Sevgi Köşesi 0 26 Mart 2011 10:46
Bir gül sevdası Ahlal Şiir Dünyanız 0 09 Aralık 2009 20:49
Gül ASKIN MiHRABIDIR... GüLe SevdaLı Serbest Kürsü 0 14 Mart 2009 17:30
GÜl’e Hasretİz Necmi Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v) 3 28 Şubat 2009 17:20
nefreti kurutan gül tohumları Necmi Çocuk Gelişimi 1 17 Aralık 2008 15:27


sinan525 saat..


vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” Hz. Muhammed (S.A.V)
NuruAhlal.com