Nuruahlal'a Hoş geldiniz.. Dost Kapımızdan Sizde Girin İçeri... Allah'ım Gönlümüzde Olanı Hakkımızda Hayırlı Eyle, Hakkımızda Hayırlı Olanı Gönlümüze Razı Eyle Amin.. Nuruahlal'a Hoş geldiniz

Go Back   NURUAHLAL > Huzur Köşesi > Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v)
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v) Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v) Hakkında anlatılanlar, hayatı hakkında yazılanları okuyabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz. İktibaslarımızda kaynak belirtelim lütfen.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Aralık 2010, 19:22   #1
Talebe
 
معلم - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23 Haziran 2010
Mesajlar: 913

Ettiği Teşekkürler: 718
675 Mesajı 1.331 Teşekkür Aldı
Standart Peygamber Efendimiz(asm) sevgi ve muhabbetin ölçüsü

Kardeşler çok güzel bir yazı.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
İşlerin Allahu Teala'nın takdiriyle olduğuna inandığı halde, istekleri olmayınca üzülene hayret ederim. Hz.Osman(r.a)




Ey nefsim dinle, üstad bak neder:Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevi-i Nuriye s 111)
معلم isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
معلم Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
GüLe SevdaLı (22 Aralık 2010), nefise (15 Aralık 2010)
Alt 15 Aralık 2010, 19:36   #2
Admin
 
nefise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Şubat 2008
Mesajlar: 3.300

Ettiği Teşekkürler: 5.680
1.839 Mesajı 3.312 Teşekkür Aldı
Standart

Hepsini okuyamasamda, kaydettik inşaAllah..
__________________
“ Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,”(Şems -9)

(Yûsuf dedi ki ) “(Ben) nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir.(Yûsuf-53)

Her nefis, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiya -35)


nefise isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
nefise Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
Teşekkür Eden Üyeler:
GüLe SevdaLı (22 Aralık 2010)
Alt 22 Mayıs 2011, 08:56   #3
Modaratör
 
اوچلر - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Mart 2011
Mesajlar: 319

Ettiği Teşekkürler: 432
252 Mesajı 489 Teşekkür Aldı
Standart

sayfa gitmiş herhalde
__________________
Aşk bir gül gibidir Yusuf'a benzer...Kokusunu almaya bir yakup ister....Aşkı ALLAH korur kurda yem etmez.hz.Mevlana
اوچلر isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
اوچلر Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
Teşekkür Eden Üyeler:
nefise (23 Mayıs 2011)
Alt 23 Mayıs 2011, 13:56   #4
Admin
 
nefise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Şubat 2008
Mesajlar: 3.300

Ettiği Teşekkürler: 5.680
1.839 Mesajı 3.312 Teşekkür Aldı
Standart

Şuan ekleyemedim,inşaAllah daha sonra ekleyeyim.
__________________
“ Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,”(Şems -9)

(Yûsuf dedi ki ) “(Ben) nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir.(Yûsuf-53)

Her nefis, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiya -35)


nefise isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
nefise Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
Teşekkür Eden Üyeler:
اوچلر (23 Mayıs 2011)
Alt 24 Mayıs 2011, 09:23   #5
Admin
 
nefise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Şubat 2008
Mesajlar: 3.300

Ettiği Teşekkürler: 5.680
1.839 Mesajı 3.312 Teşekkür Aldı
Standart

Hz. PEYGAMBERE SEVGİ VE MUHABBETİN ÖLÇÜSÜ

Yrd.Doç.Dr.Cemal AĞIRMAN*

Giriş

Peygamberi sevmek ve ona bağlı olmak, İslam inancının bir gereğidir [1]. Bu inancın temeli ise tevhîddir. Peygamber’e yönelik sergilenecek her türlü sevgi ve bağlılık tezahürleri bu ilke ile sınırlıdır.
Peygamber beşer üstü bir varlık olmadığı gibi sıradan bir insan da değildir. Bu iki temel nokta, ona yönelik sevgi ve bağlılığın ölçüsünü belirlemede etkin rol oynayacak, ancak belirleyici kriter, şüphesiz yine Kur’an-ı Kerîm olacaktır. Bu da Allah’ın Peygamber’e tevdi ettiği görevleri doğru anlamakla mümkündür. Peygamber’in konumunu yanlış algılamak, gerek inanç noktasında, gerekse yaşam tarzında, çeşitli sapmalara yol açabilir. Mesela Peygamber beşer üstü bir varlık olarak algılandığında onu örnek almanın imkansızlığını, sıradan bir insan olarak algılandığında da onu örnek almanın gereksizliğini savunma gibi bir yanlışlığa düşülebilir. Makalemizde bu noktada bir kaç hususa dikkat çekmeye çalışacağz. Burada, bağlılıktan öncelikle anlaşılması gereken şeyin, Peygamber’e itaat olduğunu, dolayısıyla önce “itaat”ın ne anlama geldiğini belirtmek yerinde olacaktır.
İtaat sözlükte; kabul etmek, boyun eğmek, emre uyup muhâlefet etmemek, muvafakat etmek, isteyerek yapmak, yapmaya çalışmak, alışmak gibi mânâlara gelir [2]. Terim olarak ise; -emirde vâcip ya da mendup, nehiyde haram ya da mekruh farkı gözetmeksizin [3]- "emredileni yapmak, nehyedilenden kaçınmak" olarak tarif edilmiştir [4]; isyanın zıddı demektir [5]. Ayrıca, itaatın; Ehl-i sünnet’e göre, "emre muvafakat etmek"; Mu'tezile’ye göre ise, "irâdeye muvafakat etmek" olduğu da ifade edilmiştir [6].


_________________


*Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi.
[1]“Hiç biriniz, beni anasından babasından, (hatta) bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe iman(ını ikmal) etmiş olamaz”. Buhârî, İmân 8.
[2]Bk. el-Cevherî, Ebû Nasr İsmâil b. Hammâd, es-Sihâh, (nşr. Ahmed Abdülğafûr Attar), Beyrut 1404/1984, III, 1255-1256; Râğib el-İsfahânî, Ebu'l-Kâsım el-Hüseyn b. Muhammed, el-Müfredât fî ğarîbi'l-Kur'ân, (th. Muhammed Seyyid Geylânî), Beyrut ts., s. 310; İbnu'l-Esîr, Mecu'd-dîn Ebu's-Sa'adât İbnü'l-Esîr: en-Nihâye fî ğarîbi'l-hadîs ve'l-eser, Beyrut ts., III, 142; İbn Manzûr, Ebu'l-Fadl Cemalüddîn Muhammed b. Mükerrem, Lisânu'l-arab, Beyrut ts., VIII, 240-241; el-Feyyûmî, Ahmed b. Muhammed b. Ali el-Mukrî: el-Mısbâhü'l-Münîr fî ğarîbi'ş-Şerhi'l-kebîr li'r-Rafi'î, Beyrut ts., II, 380; ez-Zebîdî, M. Murtaza, Tâcu'l-'Arus min Cevâhiri'l-Kâmûs, Beyrut ts., V, 444; Âsım Efendi, Ebu'l-Kemâl Ahmed, el-Ukyânûsu'l-basît fî tercemeti'l-Kâmûsi'l-muhît, İstanbul 1305., III, 349-350.
[3]et-Tehânevî, Muhammed Ali b. Ali, Keşşâfu Istılâhâti'l-funûn, İstanbul 1984, II, 915.
[4]es-Serahsî, Ebû Bekr Muhammed b. Ahmed b. Ebû Sehl, Usûlu's-Serahsî, İstanbul 1990, I, 111; İbn Hacer, Ebu'l-Fadl Şihâbuddîn Ahmed b. Ali b. Muhammed b. Hacer el-Askalânî, Fethu'l-bârî bi-şerhi Sahîhi'l-Buhârî, Beyrut 1402, XIII, 95; el-Aynî, Bedruddîn Ebû Muhammed Mahmûd İbn Ahmed,'Umdetü'l-kârî şerhu Sahîhi'l-Buhârî, Mısır 1392/1972, XX, 107; Tehânevî, age, II, 915.
[5]el-Bağdâdî, Ebû Mansûr Abdülkâhir b. Tâhir et-Temîmî, Usûlüd'd–dîn, İstanbul 1346/1928, s. 25; Serahsî, age, I, 111; İbn Hacer, age, XIII, 95; Aynî, age, XX, 107. İsyanın iki mânası vardır. Birincisi, günah işlemek ve vâcip olan itaatten uzaklaşmak; ikincisi de bir şeyden imtina etmek mânasıdır. İtaat, emre muvafakat etmek olunca, itaatın zıddı olan isyan da emre muhalefet etmek ya da nehye muvafakat etmek olmaktadır [Bağdâdî, age, s. 252].
[6]Bağdâdî, age, s. 251; er-Râzî, Ebu Abdillah Fahruddîn Muhammed b. Ömer, Mefâtihü'l-gayb (et-Tefsîrü'l-kebîr), Beyrut 1934, X, 143; el-Cürcânî, Ali b. Muhammed b. Ali es-Seyyid es-Şerif, et-Târifât, Kahire 1357/1938, s. 140; Tehânevî, age, II, 914. Bağdâdî, Mu'tezile yerine Kaderiyye'yi zikretmiştir.





Ancak burada, gerek Kur’an’ın Peygamber’e karşı takınılmasını istediği tavırlar [7], gerekse itaat kavramının geleneksel yorum ve anlayışı, ya da İslam’ın kültürel yorumu dikkate alındığında, saygı ve hürmet in de, Peygamber’e karşı ortaya konması gereken itaat ve bağlılık kapsamında telakkî edilmesi gerektiğini söylemek mümkündür. Konu yukarıdaki tanım çerçevesinde ele alındığında bağlılığın itaatten daha kapsamlı olduğu, aralarında umum-husus ilişkisi bulunduğu söylenebilir. Yani her itaat eylemi bir bağlılıktır; fakat her bağlılık göstergesi itaat olmayabilir. Fakat burada, saygı anlamında bir itaat eylemi, bir bağlılık göstergesinden söz etmek mümkündür. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerîm’de: “Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasûlünün huzurunda, öne geçmeyin!...”; “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyiniz! Birbirinize bağırdığınız gibi Peygamber’e yüksek sesle bağırmayınız!...” [8] buyurmaktadır. Her iki ayet de Peygamber’e bağlılığın sergilenişinde izlenmesi gereken yolun yanısıra, bağlılık tezahürlerinin kapsamı konusunda da bir fikir vermektedir. Ancak burada, bağlılık noktasında bir kapsam sınırlamasından bahsedilecekse, önce peygambere itaat ve bağlılığın bir ölçüsünün olup olmadığını veya söz konusu sınırlamadan ne anlaşılması gerektiğini belirtmek gerekir.
Kur'an'ın, itaat ve bağlılıklar konusunda umumî ölçüler vazettiği bilinmektedir [9]. Peygamber’e bağlılığın ölçüsü konusunda belirtilmesi gereken önemli hususlardan biri, Peygamber’e itaat ve bağlılık kapsamına giren mükellefiyetlerde istisnanın olup olmadığı meselesidir. Bunun kapsam ve sınırının tesbiti de ancak Peygamber’i ve peygamberliği doğru algılamakla mümkündür.
Her şeyden önce, Allah'ın Peygamber’e verdiği teblîğ (Kur'an'ı aldığı gibi nakletme) ve tebyîn (Kur'an'ı açıklama) görevleri onu sevmeyi, ona itaat ve bağlılığı zorunlu kılmaktadır. Bu da, Allah için ve Allah'ın emri iledir. Bu bağlamda peygambere bağlılığın ölçüsü ve sınırı ile ilgili nasslar; inanç, sevgi ve ittiba olmak üzere üç ana noktada ele alınabilir.
A. İnanç Açısından Peygamber’e Bağlılığın Ölçüsü
Kur'an, Hz. Peygamber'i bize; âlemlere rahmet olarak [10] ve bütün insanlığa gönderilmiş [11] en üstün ahlâka sahip [12], müminlere öz canlarından daha yakın [13], ümmetine son derece düşkün [14], müjdeci, korkutucu, etrafını aydınlatan nûr [15], keyfine göre konuşmayan [16] bir beşer [17], görev ve yetkileri sınırlı [18], diğer insanlar gibi Allah'ın emir ve



__________________

[7]el-Hucurât (49) 1-2
[8]el-Hucurât (49) 1-2
[9]Msl. bk. el-Bakara (2), 286 : “Allah her şahsa, ancak gücü yettiği kadar sorumluluk yükler...” Burada söz konusu snırlama insan gücü ile alakalıdır. Bu da ferdin durumunu ilgilendirir. Buna durumsallık da denebilir.
[10]el-Enbiyâ (21), 107.
[11]Sebe' (34), 28.
[12]el-Kalem (68), 4.
[13]el-Ahzâb (33), 6.
[14]et-Tevbe (9), 128; el-Kehf (18), 6; eş-Şuarâ (26), 3.
[15]el-Ahzâb (33), 45, 46.
[16]en-Necm (53), 3-4.
[17]el-İsrâ (17), 93, el-Kehf (18), 110, Fussılet (41), 6.
[18]el-En'âm (6), 50, 107, Yûnus (10), 49.



nehiylerine karşı itaatle mükellef [19], görevini adaletle tam ve eksiksiz bir şekilde [20] hiçbir karşılık almadan yerine getiren [21] Allah'ın bir elçisi [22] olarak tanıtmakta; ayrıca ona salât ü selâm getirip [23] emir ve hükümlerine itaat edilmesi gerektiğini [24] ve ona itaatın Allah'a itaat sayıldığını [25] da belirtmektedir. Bununla beraber Peygamber’in gaybı bilmediğini [26] ve Allah'ın hazinesine sahip olmadığını da bildirmektedir [27].
Bu âyetler bize, Hz. Peygamber'i tanıtmanın yanısıra, ona itaat ve bağlılıkta uyulması gereken ölçüler hakkında da bir fikir vermektedir. Görev ve konumu itibarıyla beşer olarak itaate lâyık olduğunu, ona itaat ve bağlılığın insanların lehine ve kendileri için bir nimet sayıldığını [28], ancak ulûhiyette hiçbir payının olmadığını, bu sebeple ölçünün iyi korunması gerektiğini de belirtmektedir. Bunun yanısıra, Peygamber’i tasdik etmenin, imanın altı esasından biri olduğu da herkesin bildiği bir husustur. Bunun anlamı şudur: Peygamber'in nübüvvet ve risâletini kabul etmeden hiçbir dînî ve dünyevî uygulamanın, başka bir ifade ile itaate yönelik hiçbir faaliyetin Allah katında bir değeri yoktur. Bu sebeple şer'î iman, Peygamber’e iman etmekle ancak tamam olabilmektedir. Şu kadar var ki, peygambere imân, keyfiyet itibarı ile Allah'a imân gibi değildir.
Peygamber’e ilk itaat ve bağlılık belirtisi, ona iman, yani peygamberliğini kabul etmek ve bu kabûlü, mesela “kelime-i şahâdet”i söylemek gibi, açığa vurmaktır. Fakat "peygambere itaat"ın "Allah'a itaat" sayılması [29], peygambere Allah gibi iman ve itaat etmek anlamına gelmez. Kısaca Peygamber’i ilâh gibi kabul etmeden ve ona bir takım ilâhî sıfat, güç ve yetkiler atfetmeden, bir beşer kabul ederek itaat etmelidir [30]. Nitekim Hıristiyanlar peygamberlerine ilâh derecesinde tâzim göstererek onu mâbud kabul etmişlerdi [31]. Halbuki bütün insanlık sadece Allah'a ibadet etmekle emrolunmuştu [32]. Yalnız Allah’a tapmayı, yalnız O’na kulluk etmeyi emreden bu din [33], O’na eş koşmayı şiddetle yasaklamış [34], bunu şirk olarak nitelendirmiştir. Ayrıca Peygamber de bizler gibi bir insandır; Kur’an’ın deyimiyle “Allah’ın kulu ve elçisidir” [35]. Her mümin onu sever, ancak bu sevgi ona tapma olarak nitelendirilemez [36]. Hz. Peygamber, hayatı boyunca putperestliğe, şirke karşı mücadele etmiş ve her defasında kendisinin


_____________________

[19]A'raf (7), 6.
[20]el-Enbiyâ (21), 109.
[21]Yûsuf (12), 104; Furkân (25),57, Sebe' (34), 47, eş-Şûrâ (42), 23.
[22]Âl-i İmrân (3), 144.
[23]el-Ahzâb (33), 56.
[24]el-Haşr (59), 7.
[25]en-Nisâ (4), 80.
[26]Gayb ile ilgili bk. Albayrak, Halis, Kur’an’da İnsan-Gayb İlişkisi, İstanbul 1993, s, 15; Çelebi, İlyas, İslam İnancında Gayb Problemi, İstanbul 1996, s. 64-65.
[27]Hûd (11), 31.
[28]Bk. en-Nûr (24), 54, en-Nisâ (4), 13.
[29]en-Nisâ (4), 80: “Kim Rasûle itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur...”
[30]Bk. Elmalılı, Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1971, II, 1077, III, 1478-1479, 1772.
[31]Bk. el-Mâide (5), 73, 75.
[32]el-Beyyine (98), 5.
[33]Bk. el-Fatiha (1), 5.
[34]Bk. en-Nisâ (4), 36.
[35]Âl-i İmrân (3), 144; el-Kehf (18), 110; el-Feth (48), 29.
[36]Ateş, Ali Osman, Kur’an ve Hadislere Göre Şeytan, İstanbul 1995, s. 70-71.



bir “kul” olduğunu belirtmiş, vefatndan sonra kabrinin bir put, bir tapınak haline getirilmemesi için Allah’a dua etmiş, müminlere bu konuda emirler vermiş, Peygamberlerin kabirlerini tapınak haline getiren Yahûdî ve Hıristiyanlara Allah’ın lanet ettiğini belirtmiştir [37]. Burada; Allah'a itaatın, Zâtı ve ulûhiyyetinden [38], peygambere itaatın ise, Allah'ın emri [39] ve izninden [40] dolayı olduğu hususunun altını çizmek gerekir. Bu sebeple itaatın bir yönü olan ibadet (tapınma), yalnız Allah için câiz ve meşrû iken, -Peygamberler dahil- hiçbir beşere tapınmak ve ibadet etmek câiz ve meşrû değildir [41]. Aynı şekilde itaat göstergelerinden biri olan secde [42] de, Allah'tan başkası için câiz ve meşrû kabul edilmemiştir [43]. Buna binaen Peygamberlere secde edilmediği [44] gibi, dualarda da bir şey istenirken peygamberlerin şahsından değil bizzat Allah'tan dilenmelidir... [45].
Halk arasında, namazların sonunda yapılan dualarda, taleplerin sonunda veya başında “Ya Rasûlallah!..” ifadesinin kullanımı yanlıştır. Aslında halkımız, her ne kadar bu ifade ile zihnen ve kalben, talebini Allah’tan yaptığı düşünce ve inancında ise de bu ifadenin bu şekilde kullanımının yanlış olduğunu belirtmekte yarar var.
Ayrıca Allah'tan başkası için sırf o emretti diye, diğer bir ifade ile "zât" ı itibarı ile itaat etmek ya da canını feda etmek de doğru değildir. Nitekim savaşta bile amaç bizatihî ölmek değildir. Savaşta ölüm, meşru ve kaçınılmaz olan asıl amaca ulaştıran nihaî bir vasıtadır. Peygamberler için canlarını feda edenler, aslında onlar canlarını, Allah için feda etmektedirler. Meseleye tevhid nokta-i nazarından bakıldığında, burada, insanlar için kurban kesmenin meşrû ve câiz olmadığını da zikretmek gerekir. Ashâbın, "Ey Allah'ın Rasûlü! Canımız sana feda olsun!" [46] ifadeleri Rasûlüllah'ın zâtı kastedilerek şöylenmiş bir ifade değildir; onun yolu Allah yolu olduğu için mecâzî anlam ifade eder. Çünkü, daha önce de ifade edildiği gibi, Allah Teâlâ Peygamber’e itaatı kendisine itaat kabul etmiştir [47]. Ayrıca sahâbîler, savaş esnasında Peygamber’e ölüm üzere değil, kaçmamak üzere biat ettiklerini haber vermektedirler [48]. Ölüm üzere yapılan bey'atın sabır ve sebat mânası ifade ettiği, hadis şarihlerince belirtilmiştir [49].



__________________

[37]Buhârî, Salât 48, Cenâiz 96, Enbiyâ 50, Libâs 19; Müslim, Mesâcid 19-23; Tirmizî, Salât 121; Neseî, Mesâcid 13, Cenâiz 106; Muvattâ, Sefer 85, Medîne 17; Dârimî, Salât 120; Ahmed b. Hanbel, I, 195, 218, 405, 435, 454, II, 246, VI, 34, 80. Ayrıca, bu konuda kısa tenkidî bir değerlendirme için bk. Ateş, Ali Osman, Kur’an ve Hadislere Göre Şeytan, İstanbul 1995, s. 70-71.
[38]Râzî, Tefsir, X, 149.
[39]en-Nisâ (4), 59, v.dğr.
[40]en-Nisâ (4), 64.
[41]Cürcânî, Târifât, s. 140.
[42]Elmalılı, Hak Dini, I, 318-319.
[43]Bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 40; Tirmizî, Radâ 10; İbn Mâce, Nikâh 4; Ahmed b. Hanbel, IV, 381, V, 227, 228, VI, 76.
[44]Elmalılı, age, I, 319.
[45]Bk. el-Ahkâf (46), 5, Gâfir (40), 60. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsir (2), 22.
[46]Dârimî, Mukaddime 14; Ahmed b. Hanbel, III, 91.
[47]Bk. en-Nisâ (4), 80.
[48]Bk. Müslim, İmâre 68, 76; Tirmizî, Siyer 34; Neseî, Bey‘at 7; Dârimî, Siyer 18; Ahmed b. Hanbel, III, 292, 355, 381, 396.
[49]Bk. en-Nevevî, Ebû Zekeriyâ Yahyâ b. Şeref, el-Minhâc fî şerhi Sahîhi Müslim İbni’l-Haccâc, Bağdat ts, VIII, 55 (İrşâdü's-sârî'nin kenarında); es-Sindî, Ebû’l-Hasan Nureddin b. Abdulhâdî, Haşiye alâ Süneni'n-Nesaî, nşr. Muhammed Emin Demec, Beyrut ts., VII, 141.


Secde etmek yalnız Allah için câiz olduğu halde [50], Allah'ın, melekleri Âdem'e secde ettirmesi hadisesi [51], Allah'a itaatın mutlak olduğunu belgeleyen apaçık delil ve örneklerden biri olarak kabul edilmesi gerekir. Hz. Âdem’e yönelik secdenin amacı, Âdem'e bir ikram, tâzim, saygı ve selâm olduğunu göstermek [52] olsa da, görünürde tevhide aykırı bir durum söz konusudur. Ancak gerçek öyle değildir. Eğer secde emri Hz. Âdem'den gelmiş olsaydı, o zaman bu secde, Hz. Âdem'e tapmak olurdu. Meleklerin Hz. Âdem'e secde etmeleri hadisesinde, emir Allah'tan geldiği ve Allah'ın emrine imtisalen gerçekleştiği, ayrıca tapınma değil, selâm ve tâzim anlamı ifade ettiği için [53] tevhide aykırılık teşkil etmemektedir.
Allah Teâlâ insanlara, birbirlerini rab edinmemelerini emir buyururken [54], peygamberlerin beşer olduklarını, melek olmadıklarını, diğer insanlardan en önemli farkın, "peygamberlerin vahiy almaları" [55] olduğunu ısrarla belirtir. Hz. Peygamber’in vefâtı neticesinde dehşete kapılan Hz. Ömer’in (ö.23/643), o an, "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce bir çok peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz ardınızı dönüverecek misiniz?..." [56] âyetini hatırlayamayıp; "Allah'ın Rasûlü ölmedi. Münafıkların kollarını ve bacaklarını kırıncaya kadar da ölmeyecektir!" şeklinde haykırdığı rivayet edilir. Bunu duyan Hz. Ebû Bekr (ö.13/634), minbere çıkarak, "Kim Allah'a ibadet ediyorsa muhakkak ki Allah Hayy'dır; O ölmez. Ama kim Muhammed'e tapıyor, ona ibadet ediyor idiyse, bilsinki o, ölmüştür", dedi ve arkasından da, "Muhammed ancak bir resûldür... [57]" âyetini okudu. Sakinleşen Hz. Ömer, "Sanki bu âyeti bugüne kadar hiç okumadım" [58] demekten kendini alamadı. Şüphesiz Hz. Ömer’in buradaki tepkisi, Hz. Peygamber’in ölmezliğine inanmasından değil, ondan ani ayrılışın verdiği şokun bir yansımasıdır.
Netice olarak peygamberi algılarken, ona sevgi, itaat ve bağlılık görevi îfâ edilirken sergilenecek inanç ve onun tezahürleri, tevhîdî çizgiyi zedelememelidir. Kısacası peygamberleri bir elçi kabul edip onlara bir resûl olarak itaat etmeli, risâlet sıfatında zât ve şahsiyetini değil, mursilin. yani onu gönderenin izzet ve haysiyetini nazar-i dikkate almalıdır. Dolayısıyla ona bir takım beşer üstü sıfatlar atfetmek doğru olmadığı gibi [59], bu tür telakkîler aynı zamanda tevhîde de aykırıdır.


B. Sevgi Açısından Peygamber’e Bağlılığın Ölçüsü



_________________

[50]Bk. Elmalılı, Hak Dini, I, 319.
[51]Bk. el-Bakara (2), 34.
[52]Bk. İbn Kesîr, İmâduddîn Ebû’l-Fidâ İsmail b. Ömer b. Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, Kahire 1400/1980, I, 77-78.
[53]Bk. İbn Kesîr, age, I, 77-78.
[54]“De ki: "Ey Kitap ehli! Ancak Allah'a kulluk etmek, O'na bir şeyi eş koşmamak, Allah'a bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse: ‘Bizim müslüman olduğumuza şahid olun’ deyin!”; “Size melekleri ve peygamberleri Rab olarak benimsemenizi emretmesi de yaraşmaz. Siz müslüman olduktan sonra, size inkar etmeyi mi emredecek?” Âl-i İmrân (3), 64, 80.
[55]el-Kehf (18), 110.
[56]Âl-i İmrân (3), 144.
[57]Âl-i İmrân (3), 144.
[58]Buhârî, Cenâiz 3, Fedâilü ashâbi'n-Nebî 5, Meğâzî 83; İbn Mâce, Cenâiz 65; Ahmed b. Henbel, VI, 219, 220; Dârimî, Mukaddime 14. Hâdise benzer lafızlarla anlatılmaktadır.
[59]Bk.Elmalılı, age, II, 1077.




Daha devamı var okumak isteyen olursa ekleyebilirz inşaAllah..
__________________
“ Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,”(Şems -9)

(Yûsuf dedi ki ) “(Ben) nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir.(Yûsuf-53)

Her nefis, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiya -35)


nefise isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
nefise Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
2 üye Teşekkür etti:
اوچلر (24 Mayıs 2011), Necmi (24 Mayıs 2011)
Alt 24 Mayıs 2011, 09:35   #6
Modaratör
 
اوچلر - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Mart 2011
Mesajlar: 319

Ettiği Teşekkürler: 432
252 Mesajı 489 Teşekkür Aldı
Standart

şimdi degil ama hepsini okuyacam inşallah
__________________
Aşk bir gül gibidir Yusuf'a benzer...Kokusunu almaya bir yakup ister....Aşkı ALLAH korur kurda yem etmez.hz.Mevlana
اوچلر isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
اوچلر Kullanıcısına;
Bu Mesajı için
Teşekkür Eden Üyeler:
nefise (24 Mayıs 2011)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
GerÇek Sevgİ Nedİr ? GüLe SevdaLı Serbest Kürsü 3 29 Mayıs 2011 19:15
Sevgi Nedir..? GüLe SevdaLı Sevgi Köşesi 3 13 Eylül 2009 16:23
Kur’an’da Geçen Peygamber Duaları Necmi Dualarımız ve Dua Taleplerimiz 0 13 Mart 2009 17:49
Efendimizin 24 Saati Necmi Fahr-i Kainat Efendimiz H.z.Muhammed(s.a.v) 0 21 Eylül 2008 21:51
GerÇek Sevgİ GüLe SevdaLı Serbest Kürsü 0 19 Nisan 2008 18:47


sinan525 saat..


vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” Hz. Muhammed (S.A.V)
NuruAhlal.com